Her taraf çok bulanık, dışarıya sis perdesi çökmüş…
Havada çok ağır bir koku..
Her an bir şey olacak gibi…
Korkmuyorum ama endiÅŸem var.
Olacaklar ne kadar kötü?
Doğrusu çok net düşünemiyorum, beynimin varlığından şüpheye düşüyorum.
Karmaşık o düşünceler, beynimin her tarafını istila etmiş. Koşuşturup duruyorlar.
Başım zonkluyor.
Elimi kaldırsam üstesinden gelecek gibiyim.
Kaldıramıyorum ama uykum çok.
Sanki haftalardır uyumamış, uykuya susamış gibi…
Vücudum çok yorgun, beynim hükmedemiyor, söz geçiremiyor artık…
Sesiz, sakin, insanlardan uzak, doğaya yakın hayaller görüyorum.
Ya da rüya belki…
Dereler, ağaçlar, kuşlar, pörtü böcekler…
Korkuttuğum oluyor öldüm mü ben?
*
Sonra aniden uyanıyorum.
Haftalardır uyuyor gibi hissediyorum. Kendime kızıyorum.
Sonra saate bakıyorum sadece 1 saat kadar dalmışım.
Sadece bir saatte o kadar çok rüyayı sığdırmakta neyin nesi?
Kalktım usulce silkindim.
Bugün kaçıncı sigaram bilmiyorum.
Umursamadan bir tane daha yaktım.
2 kapılı balkona mutfak kapısından çıktım.
Her taraf o kadar sessiz ve o kadar sakin ki.
Şaşırıyorum!
Nereye gitti o kalabalıklar?
Araba gürültüsü, çocukların koşuşturması, toz ve toprak?
Dışarıda, bir çam ağacının yarattığı uğultu dışında hiçbir ses yok.
Bir de altta ki komşunun açık unuttuğu penceresinden arada bir duyulan gıcırtı…
Sigaramdan son nefesi çektim ve ardından derin bir ah!
Okunan ezandan, sabaha yakın saatlerde olduğumu anlıyorum.
*
Geldiğim kapıdan geri içeri girdim.
Uykum yok ama yatağıma uzanıp açık penceremden gökyüzünü seyre daldım.
Ne kadar da çok yıldız vardı.
Dudaklarımdan mırıldandığım dua ile bir kez daha dalmışım.
Ve yeniden başlayan anılar…
Müthiş seviniyorum.
Sevdiğim ne varsa yanı başımdaydı sanki…
Buğday tarlaları, domates çalıları, incir ve zeytin ağaçları…
Yeşil soğan yapraklarıyla bezeli üstüne zeytinyağı sürülmüş ekmeğim…
Biraz daha aşağılarda keyifle salınan erik, kaysı ağaçlarının çıkardığı şakırdı…
Dut ağaçları ve dut ağaçlarına dadanmış onlarca serçe…
Yemyeşil doğa bütün güzelliği ile karşımda…
Biraz daha ilerliyorum; kır çiçekleriyle bezeli patika bir yol.
Masmavi gökyüzü, yalçın kayalıklar, uçsuz bucaksız yemyeşil bayırlar…
Ve Sen!
Uzaklarda çok uzaklardasın hayal meyal görüyorum sadece seni…
Bu kadar, bu kadar yakınımdayken, bu kez bu kadar uzaktasın!
Bir şey anlatmak, bir şey söylemek istiyorsun.
Elini kaldırmakla, vazgeçmek arasındasın.
Seslenmek, bağırmak hatta belki haykırmak istiyorsun olmuyor, yapamıyorsun!
Son bir çaba ile yürümek, koşmak oda olmuyor.
Anlamaya çalıştım neden diye, anlayamadım.
Ne sen, ne ben anlatabilmiştik ve ne sen, ne de ben anlayamamıştık!
Her ikimiz de çok yorgun ve çok uykuluyduk!
