İçimde ki garip sıkıntı kalbimin üzerine iki ayağıyla basıyor.
Nefes alışlarım zorlaşıyor, gözbebeklerim büyüyor.
Beynim de ise türlü düşünceler cirit atıyor.
Net değilim, önümü göremiyorum,
Ben artık o eski ben değilim!
*
İki kanepeli salondan mutfağa geçtim.
Perdeler yarım açık, kapattım.
Sokak lambalarının verdiği aydınlık yeter aslında.
Ama ben daha çok aydınlık istedim.
Lambaların düğmesine bastım.
Belki, belki dedim içimde ki anlamsız sıkıntı gider.
Gitmedi, daha da sıklaştı.
*
Kahve pişiriyordum, yarım kaldı sonradan istemedi canım…
Cezvede olduğu gibi kaldı tekrar salona geçtim.
Kaçıncı sigara hatırlamıyorum, bugün çok içtim.
Umursamadan bir tane daha yaktım.
Duman boğazımı yakarken derinden, seyre daldım.
Seyre daldım geçmişime…
*
Uzun zamandır yapmıyordum bunu.
Ne geçmişimle hesaplaşıyor ne de geleceğimi planlamıyordum.
Akışına bırakmıştım ama olmadı.
Yük ağır, sorumluluklar belki daha da ağır.
Kollar uyuşmuş, bacaklar yorgun…
Beyin yaşlanmış sadece birkaç zamanı kalmış.
*
Sigaramdan nefes çeke çeke tükendi.
İzmariti öylece bıraktım küllüğe..
Küllük ağzına kadar dolu yer yok bir yenisine.
Bir kısmı yere döküldü izmaritlerin.
Aldırmadım, aldırmak istemedim.
Yere düşen izmarit nedir ki?
O kadar çok şey düşmüşken yüreğimden…
