ALİ KAVAK DÖNEMİ
Yazı dizisi (4)
5 yıldır oturduğum 2 odalı evden yani annemlerden ayrılma sohbetleri çok sık ve günlerdir yapılıyordu. Hafta sonu için anlaştık ve halamlara giderek durumu Zekiye ve Nedim enişteme anlatacaktım. Onlardan ‘camına kiralık’ diye yazdıkları lüks daireyi isteyecektik. Umut doluydum. İlk defa bir apartman dairesinde oturacaktık. Hem de Suna’nın yıllardır istediği ev hayali gerçekleşecekti. Güneşli bir gündü. Hava açık ve hafif bir rüzgâr esiyordu. Zekiye halamlara doğru mesafe yakın olduğu için yürüyerek gittim. Halam apartmanın 6. Katında oturuyordu. Asansörle çıkarken olumlu bir şey olsun diye dua ederek çıktım. Halam beni görünce sevindi. İçeri buyur etti. Nedim eniştem yoktu. İyi de oldu diye düşündüm. Halamla daha rahat konuşabilirdim. Halamın mutfak masasında her daim denk geldiğim bayat kuru pastayı ikram diye önüme koydu. Kısa bir sohbet sonrasında durumu anlattım. Eve talip olduğumu ve kirası her ne ise ödemeye hazır olduğumu sadece kira meblağı konusunda kendisinden biraz indirim yapmalarını rica ettim. Hevesliydim, umutluydum ve Suna’nın muradına erecek olması beni sevindiriyordu. Üstelik daireyi en uygun bedelle kiralayabileceğimden emindim. Ancak ne yazık ki öyle olmadı. Halamın anlatımına göre; “Halam ve eniştem daha önce anlaşmışlar ve akrabalarıyla asla ve asla ne para ne ev ne de bir başka konuda muhatap olmak istemediklerini böyle karar aldıklarını söyledi”.
Birkaç cümle daha söyledim ancak söylediklerim kabul görmemiş ve halamın ‘Rahmetli babanı çok severdim. Siz bize babanızın emanetisiniz. Seni de çok seviyorum. Ancak prensip kararı akrabalarla kiralık ev vermeme kararı aldık” dedi.
Gerçekten bunu beklemiyordum. İçim biraz acımış, hayal kırıklığına uğramıştım. Bir şey diyemedim. Oradan ayrıldım ve eve geçtim. Suna güzel haberi bekliyordu ancak ben güzel haberle gelmemiştim. Anlattım konuştuklarımızı kendisine. Oda çok üzüldü. Ancak elden bir şey gelmiyordu. Kiralık ev arayışımız sürecekti ama o adres artık halam olmayacaktı.
*
Bu sıralarda benim hayatımda da hızlı değişiklikler oluyordu. Remzi Gündoğan’dan işten ayrılmıştım. Kısa bir dönem Çekmece de mobilya sektöründe faaliyet gösteren Nihat Köseoğlu’nun işletmesinde muhasebe bölümünde çalışmıştım. Ne yazık ki Nihat Köseoğlu’nun tüm iyi niyetine rağmen orada tutunamamıştım. Bir kere daha arayış içindeydim. Bu dönem çok uzun sürmedi. Dönemin ihracatçıları arasında yer alan ve yurdun farklı illerinden topladığı Balı ambalajlayarak, Ortadoğu ülkelerine ihraç eden Samandağ Mağaracık mahallesinden Sadım Sakallı’nın yanında işe başlamıştım. O tarihlerde Sadım Sakallı kardeşleri Mehmet ve Fuat Sakallı ile birlikte çalışıyordu. İşyerimiz de Şimdiki Antakya Şoförler Odası civarındaydı. Yanılmıyorsam 2 yıl kadar o işletmenin iç muhasebesine bakmıştım. Ardından kardeşler kendi aralarında ayrılmış farklı şirketler kurmuşlardı. Ben de kardeşlerden Fuat Sakallı ile çalışmaya başladım. Antakya-İskenderun eski karayolunda onlarca benzer işletme vardı. Kocaman ambarlar ve ambarlarda çalışan kızlar. Yüzlerce kız o ambarlarda Çavuşları kontrolünde domates, soğan, patates gibi ürünleri ambalajlar ve tırlara yükleyerek Romanya, Rusya ve Ortadoğu ülkelerine ihraç ederdik. O dönemde Antakya-İskenderun eski yolu mola saatlerinde cıvıl cıvıl olurdu. Kızlar o yolu doldurur hatta hemen bitişiğimizde ki İl Jandarma Alayında görevli askerlerle flört ederlerdi. Bazı Antakyalı kızlar o flörtleri sonrasında askerlerle evlenip mutlu yuva kuranlar bile oldu. İş çoktu ve her şey iyi gidiyordu. İhracat en güzel yıllarını yaşıyordu. Hatırlayanlar olacak ihracatta yaşanan bu coşku 98 yılına kadar sürdü. 80’li yılları saymazsak 90’lı yıllar Türkiye’nin ihracatta coştuğu yıllardı. Yaşanan bu güzel yıllara sekteyi vuran Rusya oldu. 99’da global kriz adıyla sahne alan Rusya krizi, yaşanan tüm güzel yıllara son vermişti. Kriz sonrası birçok ihracatçı firma iflas etmişti. Bu firmalardan biri de benim çalıştığım firmaydı. Patron Fuat Sakallı iş ortağının kendisin dolandırması sonrasında yaşadığı ekonomik sıkıntılara bu kez global kriz eklenmişti. Pes etmeyen kişiliği ile tanıdığım Fuat Sakallı yenilmişti. Yaşananlara daha fazla direnemeyen Fuat abi, Firmayı kapatmış ve Arabistan’a işçi olarak çalışmaya gitmişti. Böylelikle ben bir kere daha işsiz kalmıştım!
Zaten ekonomik olarak sıkıntıda olan ben, işsiz kalmamla birlikte daha da zor duruma girmiştim. Kiralık ev hayalimizi ne yazık ki bir süre daha ertelemek durumundaydık. İşsiz dolaşmamın üzerinden 2 ay geçmişti. Bu şartlarda kiralık ev tutmak pekte mümkün görünmüyordu.
Bir gün bir arkadaşımla birlikte oturmuş dertleşiyorduk. İhracat firmasında çalıştığımı bilen bu arkadaşım bana Ali Kavak’ı önerdi. “Büyük ihracatçıdır. Git onunla konuş. Mutlaka seni işe alacağı bir yeri vardır. Sen zaten bu işi biliyorsun. Yok demez” dedi. Hiç ara vermeden bir sonra ki gün İhracatçı ancak aynı zamanda basın sektörüne Özyurt Gazetesiyle yeni girmiş Ali Kavak’tan iş istemek üzere kapısındaydım…
