Göbeklitepe’nin keÅŸfinin ilginç öyküsü!

HABER MERKEZİ

Göbeklitepe hikayesi ile son dönemde adından sıkça söz ettiren bir coğrafyadır. Söz konusu coğrafya tarihin sıfır noktası olarak kabul edilir. Günümüzde koruma altında olan bu bölgede kazı çalışmaları halen devam etmektedir.

Yapılış amacı hala tam olarak açıklanamayan Göbeklitepe, insanlık tarihinin kilit değer taşıyan nadir inşalarından. 12.000 yıllık Göbeklitepe tarihi ile dünyanın 7 harikasından biri olan Gize’deki Mısır Piramitleri’nden (MÖ 2551) ve İngiltere’deki Stonehenge’den tam 7.500 yıl önce inşa edilmiştir.

Her ne kadar yüzey araştırması 1963 yılında yapılmış olsa da Göbeklitepe, Alman arkeolog Klaus Schmidt tarafından 1994 yılında resmi olarak keşfedilmiştir. Totalde 15 metre yüksekliğinde 300 metre çapa sahip bir alanı kapsadığı belirlenmiştir. 20 farklı daire içinde 200’den fazla sütun bulunur. Bu sütunların her biri 6 metre yüksekliğinde ve yaklaşık olarak 10 ton ağırlığındadır. Göbeklitepe, Şanlıurfa kent merkezinin 18 kilometre kuzeydoğusunda Örencik Köyü yakınlarındadır. 12.000 öncesine dayanan bir kült merkezi olduğu anlaşılmıştır.

Göbeklitepe, dinler tarihi açısından da önemli bir konuma sahiptir. Neolitik dönemde inşa edilmiş olan bu yapınin içinde şekilli büyük kaya parçalarına rastlanmıştır. Bu da yerleşik hayatın bulgularına yorumlanmıştır. Ayrıca söz konusu dönemde avcılık ve toplayıcılık faaliyetlerinin de yoğun olduğu yönünde tespitler yapılmıştır.

Göbeklitepe’nin Hikayesi

1986 yılında Mahmut Kılıç adında bir çiftçi, bir gün tarlasını sürerken bulduğu heykeli para eder düşüncesiyle müzeye götürür. Müzedeki yetkililer heykelin tarihi bir özelliği olmadığı savıyla heykeli müze ambarına atar. Yıllar sonra müzeye gelen başta Alman Arkeoloji Enstitüsü görevlisi Klaus Schmidt olmak üzere uzman kişiler tarafından incelenen heykelin değeri anlaşılır; heykelin bulunduğu tepenin birkaç metre derinlerine inince saklı tarih gün yüzüne çıkar.

Göbeklitepe’nin Sırrı

Şimdiye kadar resmin taşa kazındığı en eski yer Göbeklitepe’dir. Bu da bölge üzerindeki rivayet bulutunun daha gizemli bir hal almasına neden oluyor kuşkusuz. Öyle ki; İncil’in ‘Yaradılış’ bölümünde Âdem ve Havva’nın yasak elmayı yediği ‘Cennet Bahçesi’nin Asur’un batısında yer aldığı yazar. 4 nehirle çevrelendiği, bunlardan ikisinin Fırat ve Dicle olduğu bilinen ‘Cennet Bahçesi’ ile Göbeklitepe’nin konumu arasında benzerlik bulunmaktadır.

Göbeklitepe Hakkında Efsaneler

  1. Araştırmacılar, Göbeklitepe’nin insan eli ile gömülmüş olabileceğini söylüyor. Göbeklitepe’deki tapınakların toprakları, insan eliyle düzeltilmiş bir görünüme sahip olduğu düşünülüyor.
  2. Kazı alanından çıkan bir kafatası, tarihin bilinen ilk beyin ameliyatının burada gerçekleştirilmiş olabileceğini gösteriyor. Bunun nedeni ise kafatasında bulunan delik izinin, ilkel bir delgi aleti ile yapılan bir ameliyat izi gibi olması.
  3. Tapınakların tabanlarını sıvı geçirmez olarak inşa edilmesi, tapınakta düzenlenen seramonilerin sıvı içeren seramoniler olabileceğini düşündürüyor.

Göbeklitepe hakkında yerel halkın da desteklediği ilginç bir görüş mevcut. Mahmut Kılınç’ın anlattığına göre çocuğu olmayan kadınların bu tepeye gelip dua etmesi bir gelenek halini almış. Bu gelenek Göbeklitepe keşfinin öncesine dayanıyor. Hikâyenin ilgi çekici kısmı ise bu noktada başlıyor. Göbelitepe’deki sütunlardan birinin üzerinde doğum yapan kadın kabartması bulunuyor. Dünyanın bilinen en eski doğum yapan kadın figürü de Göbeklitepe’de.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir