HABER MERKEZİ
Bilge Karasu (9 Ocak 1930, İstanbul- 13 Temmuz 1995, Ankara), Türk öykü, roman, deneme yazarıdır. Aynı zamanda felsefeci yanı olan Karasu, metinlerinde felsefi sorunları iÅŸlemiÅŸ ya da onun metinleri felsefi incelemenin konusu olarak görülmüştür. Postmodern romanın Türkiye’deki önemli isimleri arasında deÄŸerlendirilmektedir.
Bilge Karasu 1930’da İstanbul’da dünyaya geldi. Genellikle sanıldığının aksine, Musevi asıllı Osmanlı siyasetçi Emanuel Karasu ve onun yeÄŸeni dünyaca ünlü yoÄŸurt ÅŸirketi Danone Grubu’nun kurucusu İzak Karasu ile herhangi bir akrabalık iliÅŸkisi bulunmamakla birlikte, Bilge Karasu’nun daha sonra Müslümanlığı seçmiÅŸ bulunan anne ve babası da Musevi asıllıdır. ÅžiÅŸli Terakki Lisesi’nde ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde öğrenim gördü. 1963 yılında, Rockefeller bursuyla gittiÄŸi Avrupa’dan 1964’te dönerek çevirmenliÄŸe baÅŸladı. Basın-Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü’nde ve Ankara Radyosu dış yayınlar servisinde çalıştı. Ankara Radyosu için radyo oyunları yazdı. 1974 yılından ölümüne kadar Hacettepe Üniversitesi’ Felsefe bölümünde öğretim görevlisi olarak çalıştı. Ankara’da Nilgün Sokak’ta yıllarca küçük bir bodrum katında yaÅŸadı. 14 Temmuz 1995’te pankreas kanseri tedavisi sürerken Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’nde öldü. Karşıyaka Mezarlığı’na gömüldü.
Çalışmaları:
Yazmaya 17 yaşında baÅŸladı. İlk yazısı 1950’de, ilk öyküsü de 1952’de SeçilmiÅŸ Hikâyeler Dergisi’nde yayımlanan Bilge Karasu, bireyin sorunlarına ağırlık veren, onun günlük hayatındaki açmazlarını iÅŸleyen bir yazardır. Her insanın hayatında en az birkaç kere kafasından geçirdiÄŸi ya da yaÅŸadığı “sevgi”, “dostluk”, “yalnızlık”, “tutku”, “inanç/inançsızlık”, “korku” ve “ölüm” gibi kavramları imgesel bir dille anlatır. Okuyucu günlük hayatına tanıklık ettiÄŸi hikâyedeki kahramanda ya da kiÅŸilerde kendinden parçalar bulur. Böylece kullanılan imgeleri de rahatlıkla bilinçaltında kendi yaÅŸamına göre ÅŸekillendirip yorumlar, hikâyeyle okur arasında bir baÄŸ oluÅŸur. Çünkü Karasu, insanla/insanüstüyü, olaÄŸanla/olaÄŸanüstüyü yapaylığa düşmeden, metnin doÄŸal akışı/hayatın da kurgusal akışı içinde verir. Okurun hayal gücünü bir noktaya kadar özgür bırakır. Karasu kelimelerini özenle seçer. Dili iÅŸlenmiÅŸ, üzerinde çok çalışılmış, oynanmış bir dildir. Kullandığı arı Türkçe baÅŸka yazarlarda yapay ve zorlama dururken, onun metinlerinde hoÅŸ bir tat bırakır. Çünkü ritim düşünülerek, ses düşünülerek, görsellik düşünülerek kurulmuÅŸ, kurgulanmış, kusursuz olması istenmiÅŸ bir dille yazılmıştır.
Türkçe edebiyatın en özgün kalemlerinden biri olan Karasu “Gece” adlı kitabıyla Amerika’da verilen “Pegasus Ödülü “nü kazanan tek Türk yazardır; bu ödülle birlikte kitapları İngilizceye çevrilmiÅŸ ve ABD’nin çeÅŸitli üniversitelerinde romanı Türk edebiyatı üzerine konferanslar vermiÅŸtir. Ölümünden önce yayınlanan kitabı Narla İncire Gazel (1995), ölümünden sonra 1996’da yayınlanan son kitabı ise Altı Ay Bir Güz’dür. 2017 yılında, Mustafa Arslantunalı, bir nehir söyleÅŸi olarak planlanan ancak Karasu’nun vefatıyla yarım kalan söyleÅŸilerini Nasıl Yazıyorsam Öyleyimdir adıyla yayımladı.
Anısına
Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Merkezi 13-14 Aralık 2010 tarihlerinde Bilge Karasu’nun doÄŸumunun 80, ölümünün 15.yılı dolayısıyla “Altı Ay Bir Güz” baÅŸlığı altında Uluslararası Bilge Karasu Sempozyumu düzenledi. BaÅŸkanlığını Talat Halman’ın yaptığı sempozyuma Bilge Karasu’dan İngilizceye yaptığı çevirilerle 2004’te ABD’nin en önemli çeviri ödülünü (National Translation Award) kazanan Aron Aji ve kimi kitaplarını Fransızcaya çeviren Alain Mascarou ile edebiyat dünyasından isimler katıldılar.
