HABER MERKEZİ
1985 yılında Allah vergisi yeteneğiyle sanat camiasına adım atan ressam Semire Erdem, henüz ilk tablosuyla usta sanatçılardan aldığı takdirle dikkatleri üzerine çekti.
Sanata duyduğu derin tutku ve güçlü sezgileriyle kısa sürede adından söz ettiren Erdem, kariyerinin başlangıç noktası olan bu ilk eserini bugün hâlâ büyük bir özenle atölyesinde muhafaza ediyor.
Semire Erdem için ilk tablo, yalnızca bir sanat eseri değil; aynı zamanda duygularını, hayallerini ve sanat yolculuğunun ilk adımını simgeleyen çok özel bir hatıra. Usta sanatçılar tarafından “gelecek vadeden bir yetenek” olarak değerlendirilen bu çalışma, Erdem’in sanat anlayışının da temel taşlarından biri olarak kabul ediliyor.
Yıllar içerisinde resim, seramik ve heykel sanatında birçok esere imza atan ve kendine özgü üslubuyla sanat çevrelerinde saygın bir yer edinen Semire Erdem, ilk tablosunu koruyarak geçmişine ve sanat yolculuğuna duyduğu saygıyı gözler önüne seriyor. Sanatçı, bu eserin kendisine her zaman nereden başladığını hatırlattığını ve yeni çalışmalarına ilham verdiğini dile getiriyor.
Kültür Sanat Çarşısı’nda bulunan mütevazı atölyesinde ziyaret ettiğimiz Semire Erdem’i, 1985 yılında yaptığı ilk tablosunu duygulu gözlerle izlerken bulduk. Sanatçı, o günleri şu sözlerle anlattı: “Bu tablo, sanat kariyerimin ilk adımıydı. Henüz 13 yaşındaydım ve o dönemin şartlarında tuvalimi bile kendim hazırlamıştım. Yağlı boya ile çalışıyorduk; boyanın geç kuruması nedeniyle mecburen ara vererek tamamladığım bir eserdi. Bitirdiğimde tarifsiz bir mutluluk yaşamıştım. Hocalarımın övgü dolu sözleri bu mutluluğu ikiye katladı. Elbette eksiklerim vardı ama ilk eserim olması ve güzel bulunması, bu eksiklerin görmezden gelinmesine vesile oldu.”
Erdem, zamanla resim çalışmalarının yanı sıra seramik ve heykel sanatına da yöneldiğini belirterek, Süleyman Erbek’in atölyesinde edindiği deneyimlerin kendisini güçlü bir heykeltıraşa dönüştürdüğünü ifade etti. Bugün eserlerinin hâlâ önemli mekânlarda sergilendiğini vurgulayan sanatçı, resim yapmayı ise hiçbir zaman bırakmadığını söyledi.
“Asrın felaketi” olarak nitelendirilen depremin ardından yaptığı çalışmalara da değinen Erdem, bu eserlerinde depremin yarattığı büyük yıkımı, yeniden ayağa kalkma çabasını ve Antakya’nın tekrar kardeşçe bir arada yaşanan bir medeniyetler şehri olacağına dair umudu anlattığını dile getirdi.
“1985 yılında yaptığım ilk çalışmam ile 2023 yılında yaptığım deprem temalı eserim atölyemde yan yana duruyor. Bazen sanatsever dostlarım ilk tablomu satın almak istediklerini söylüyorlar ama bu eseri satmayı hiç düşünmedim. Ben var oldukça, inşallah depremzede olan bu eser de atölyemdeki yerini koruyacak.”
Semire Erdem’in ilk tablosu, yalnızca bir başlangıcın değil; yıllara yayılan bir sanat yolculuğunun, emeğin ve hatıraların sessiz ama güçlü bir tanığı olarak atölyesinde yaşamaya devam ediyor.
