HABER MERKEZİ
Hatay mutfağının köklü lezzetlerinden biri olan Antakya simidi, kendine has tuz ve kimyon aromasıyla diğer simit çeşitlerinden ayrılarak hem kent sakinlerinin hem de Hatay’a gelen ziyaretçilerin vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.
Taş fırınlarda pişirilen Antakya simidi, dışı çıtır içi yumuşak dokusuyla damakta kalıcı bir lezzet bırakıyor. Lezzeti ve boyutuyla diğer simitlerden farklı bir konumda bulunan bu özel ürün, yalnızca Hatay’da üretilmesiyle de dikkat çekiyor. Yıllardır değişmeyen tadı sayesinde Antakya simidi, en çok tercih edilen yöresel lezzetler arasında zirvedeki yerini koruyor.
Antakya simidinin tarihsel ve kültürel önemi ise sanata da yansımış durumda. Osmanlı Sarayı’nın son ressamı Fausto Zonaro’nun “Antakya Simidi Satan Hataylı” adlı tablosu, bu özgün lezzeti konu alarak Antakya simidinin geçmişten günümüze uzanan değerini gözler önüne seriyor. Antakya’ya özgü olan ve yanında küçük paketler halinde sunulan tuz-kimyon karışımına bandırılarak tüketilen simit, Zonaro’nun eserinde ölümsüzleşmiş bulunuyor.
Özellikle sabah kahvaltılarının ve akşamüstü çay saatlerinin baş tacı olan Antakya simidi, günün her saatinde tüketilebilmesiyle geniş bir hayran kitlesine sahip. Ustadan çırağa aktarılan geleneksel üretim yöntemleriyle hazırlanan simit, kültürel bir miras niteliği taşıyor.
Tarihi Uzun Çarşı’da, seyyar satıcılardan fırınlara kadar birçok noktada bulunan Antakya simidi; kimine göre kahvaltıların vazgeçilmezi, kimine göre günün her öğününde tercih edilen bir lezzet, kimine göre ise çay saatlerinin olmazsa olmazı olarak görülüyor.
Genel kanı ise ortak: kimyon ve tuz karışımıyla sunulan Antakya simidi, günün her saatinde kendine alıcı bulan ve Hatay’ın gastronomi zenginliğini simgeleyen meşhur bir lezzet olmaya devam ediyor.
