Aile gerçeğini sorgulamak

En hafif tabirle, kadınlarından vurulmuş bir coğrafyada yaşıyoruz. Doğu toplumları birçok bakımdan kadınların aleyhine kurulmuş yaşamları bağrında üretir. Ataerkil kültürün hüküm sürdüğü bu coğrafyada, biz kadınlar görülmüyor, duyulmuyoruz. Kendimizi ifade etmekte ve erkek tarafından parsellenmiş olan bir dünyada kendimize alan açıp, var olmakta güçlük çekiyoruz. Tüm bu gerçekler, kadının bilhassa aile içerisinde oluşturmak istediği aidiyet duygusunu zedelemekte. Çoğu zaman ait olamamış halimizle boyuna kanayıp duruyoruz.

Aile Dizimi öğretisine göre hiçbirimiz tek başına bir ada değiliz. Aile dediğimiz özünde bir sistemdir ve sisteminin içerisinde her birey bütünün bir parçasıyız. Sistemin yani ailenin sağlıklı olabilmesi için tüm bireylerin eşit derece sevgi, kabul ve onay alabiliyor olması gerek. Yanı sıra eşit şartlarda değerli kabul edilmek ve kendilerini ifade etmede özgür olabilmek çok önemli. Aksi durumda sistemde yaralanmalar ve travmalar gündeme gelir.

Her insan, aile gerçeğini bu bağlamda irdelemeli. Bugün yaşadığımız bütün sorunların kaynağı burası. Zira, duygusal dünyamızı, düşünce kalıbımızı, inançlarımızı aile kalıbından oluşturuyoruz. Sevgiyi deneyimleme şeklini, sevecen yada kindar, neşeli yada somurtkan olmayı aileden öğreniyoruz. Aile dediğimiz model dört – beş nesil öncesinden devranılarak bizlere kadar gelir. Bize aitmiş gibi görünen ruhsal çöküntüler, kalıtsal aile travmalarının bizdeki yansıması olabilir. Bilmeden edindiğimiz kimi korkular, davranışlar ve hatta fobiler gerçekte bize ait olmayabilir.

GİZLİ ÖRTÜ

Bizim gibi az gelişmiş ülkelerdeki aile ortamı pek çok çocuk için güvenli değil. On yıllardır çalışmalarımın önemli bir boyutunu kadın-çocuk hakları, aile içi şiddet döngüsü üzerine yoğunlaştırmış durumdayım. Seanslarıma katılan danışanlarımın neredeyse tamamının kişisel hikayesine baktığımda diyebilirim ki çoğu zaman aile; ayrımcılığı, ötekileştirmeyi, yalanı, tacizi, tecavüzü, istismarı, ikiyüzlülüğü vb. her türden şiddeti gizleyen simsiyah bir örtüdür.

Bir genelleme yapamazsak da çoğu aile, bağımsızlaşmak isteyen bireyin öğütüldüğü bir mekanizmadır. Sürüden ayrılmak istediğinizde, aydınlanmak ve kendinizi gerçekleştirmeye niyetlendiğinizde sizi ilk taşlayanlar, ailem dedikleriniz olabilmektedir.

Bugüne kadar ki okumalarım, aldığım eğitimler, deneyimlerim bana: “İyileşmek istiyorsan ailene, köklerine dön.” dedi. Benim kök sorunum aile gerçeğimdi. Kök çözümüm: aileye dönmek ve aile gerçeğini sorgulamak idi. Neden mi? Bizim hikayemiz ailemizin hikayesinde saklıdır.

Peki ya siz… Sizin sorunlarınızın kökleri nereye uzanıyor? Arkanıza yaslanın. Derin bir nefes alın. Şu anki düşünce kalıbınızı, inanç sisteminizi, doğrularınızı gözden geçirin. Bunlar bilinçlenme ve farkındalık sonucu oluşturduğunuz orijinal kalıplarınız mı? Yoksa anne-babanıza hatta ninelerinize, dedelerinize ve daha da ötesine ait kalıplar mı? Ruhsal alanınız, hissetme ve gelişmelere tepki verme şekliniz kime ait? Sevgiyi deneyimleme biçiminiz nesilden nesile aktarılan bir kalıp mı? Bu soruları kendinize sorun.

Alacağınız yanıtlar ışığında iz sürmek sizleri aile gerçeğinize ulaştıracaktır.

(Mucize-vi İyileşme Mümkün Kitabından, syf. 69)

SİZİ SEVİYORUM

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir