Gazeteci ve yazarlardan kesitler (2)

Hürriyet gazetesinin uzun yıllar yazıiÅŸleri müdürü ve köşe yazarı olarak görev yapan Tufan Türenç, 2018 yılında yayınlanan “Babıâli’nin Öteki Yüzü” adlı kitabında ÅŸunları yazıyor:

MEHMET BARLAS

Mehmet Barlas bildiÄŸim kadarıyla gazeteciliÄŸe öğrenciyken Cumhuriyet’te baÅŸlamıştı. Barlas’ı gazeteye alan da babası Cemil Sait Barlas’ın arkadaşı Nadir Nadi’ydi. Mehmet Barlas o yıllarda sıkı bir Marksist’ti. Daha sonraki yıllarda çizgisini sık sık deÄŸiÅŸtirdiÄŸine tanık olduk.

TRT’den ayrıldıktan sonra Milliyet’e gelmiÅŸ ve röportajlar yapmaya baÅŸlamıştı. O yıllarda Demirel’e yakın duruyordu. 12 Eylül’de darbecileri tuttuÄŸunu gördük. ÖrneÄŸin Kenan Evren’le iliÅŸkileri çok iyiydi. Evren’in gezilerine katılıyordu. Bir ara Mümtaz Soysal’ın tutuklanacağına dair ciddi duyumlar almıştık. Mehmet’in gidip Evren’le konuÅŸtuÄŸu ve Mümtaz Hoca’nın tutuklanmasını önlediÄŸi söylendi.

Özal iktidara gelince Mehmet Barlas hemen onun safında yer tuttu ve sıkı bir liberal oldu. O yıllarda Emin Çölaşan ile sık sık polemiğe girdi.

Mehmet Barlas günümüzde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin politikalarını destekliyor ve bu partinin gazetesi Sabah’ta köşe yazılarını sürdürüyor.

Mehmet Barlas, bundan sonraki yıllarda ne gibi virajlar alır bunu kestirmek olanaksız.

ÇETİN ALTAN-NECİP FAZIL

Dikkatimi çeken ve beni ÅŸaşırtan da Çetin Altan’ın sık sık Necip Fazıl’dan dizeler okumasıydı.

Dayanamayıp sordum:

“Ne kadar çok Necip Fazıl okuyorsun. Bu kadar beÄŸeniyor musun?”

“Necip Fazıl’ın kafa yapısını, düşüncelerini asla onaylamam ama iyi bir ÅŸair olduÄŸuna inanırım. Åžiirlerinin çoÄŸunu ezbere bilirim ve zevkle okurum.”

İMZA TUTKUSU

Gazeteciler imzalarına düşkündür. İmza Babıâli’de çok önemlidir. Hele muhabirler imzalı haberleri çıkınca bütün yorgunluklarını unuturlar. Bir muhabir ne kadar çok imzalı haberi çıkarsa o kadar kıdemli hale gelir, mesleÄŸinde yükselir ve okurları tarafından tanınır. O nedenle muhabirler imzalı yazdıkları haberlerin kullanılmasını heyecanla beklerler.

Haberlerde bir sorun çıkarsa gazeteden bizi ararlar ve bazı ayrıntıları sorarlardı.

Bazen de gazetede ayrılan yer, ilanlar nedeniyle daraldığı zaman haberin kısaltılması istenirdi. Bir gün iki arkadaşımıza gazetelerinden dönüş oldu ve haberlerini kısaltmaları istendi. İkisi de gazetenin yazıişlerine aynı yanıtı verdi:

“İmzaya dokunma gerisi hiç önemli deÄŸil. İstediÄŸin kadar kısalt, istersen tümünü at.”

İBRET ALINACAK BİR DÖNEM

Mütareke İstanbulu

30Ekim 1918 günü Limni Adası’nın Mondros Limanı’nda demirli İngilizlerin Agamemnon zırhlısında Mondros Mütarekesi imzalandı.

Bu ateÅŸkes antlaÅŸması, Osmanlı İmparatorluÄŸu’nun kayıtsız ÅŸartsız teslimi demekti.

Nitekim 10 AÄŸustos 1920’de imzalanan Sevr AntlaÅŸması’yla Osmanlı toprakları müttefikler tarafından paylaşıldı.

Bu ateÅŸkes, Türkiye’nin yok olması demekti.

Mondros Mütarekesi’nin imzalandığı sırada Suriye cephesini tutan Yıldırım Orduları Komutanı olan Mustafa Kemal PaÅŸa AntlaÅŸmayı duyar duymaz ÅŸu deÄŸerlendirmeyi yapıyordu:

“Osmanlı hükümeti, bu antlaÅŸma ile kendini kayıtsız ÅŸartsız teslim etmeyi kabul etmiÅŸtir. Bu, memleketin baÅŸtan sona iÅŸgali ve istilası demektir.”

Kısa süre sonra Mustafa Kemal’in deÄŸerlendirmesi aynen gerçekleÅŸti. Müttefiklere teslim olan Osmanlı İmparatorluÄŸu’nun silahlı gücü dağıtıldı. 10 Kasım 1918’de antlaÅŸma gereÄŸi bu gücün içinde yer alan Yıldırım Orduları da dağıtıldı ve Mustafa Kemal PaÅŸa İstanbul’a çaÄŸrıldı.

Bu arada belirtelim ki antlaÅŸmadan 3 gün sonra Sadrazam Talat PaÅŸa, Harbiye Nazırı Enver PaÅŸa, Bahriye Nazırı Cemal PaÅŸa ve İttihatçıların önde gelen yöneticileri can güvenliklerinden endiÅŸe ettikleri için yurtdışına kaçtı. Talat PaÅŸa Berlin’de bir ayaklanma düzenleme için uÄŸraşırken bir çatışmada öldürüldü.

Çanakkale Savaşı’nda periÅŸan olup dağılan dünyanın en güçlü armadası Mondros Mütarekesi imzalandıktan sonra ellerini kollarını sallayarak Çanakkale’yi, Marmara Denizi’ni geçmiÅŸ, salına salına İstanbul BoÄŸazı’na girmiÅŸ, Dolmabahçe Sarayı’nın önünde demirlerini atarak toplarının namlularını da kente doÄŸru çevirmiÅŸti.

Mustafa Kemal Paşa bu manzarayı Haydarpaşa rıhtımından hüzünle izliyordu.

Yanında bulunan Yaveri Cevat Abbas ile arkadaşı Dr. Rasim Ferit Bey’e “Hata ettim, İstanbul’a gelmemeliydim. Ne yapıp edip Anadolu’ya dönmenin çaresine bakmalı” dedi.

Bu manzarayı İstanbul’da büyük bir sevinç ve mutlulukla izleyenler de vardı.

İstanbul limanını dolduran azınlıklar, Levantenler ellerindeki İngiliz, Fransız ve Yunan bayraklarını sallayarak sevinç naraları atıyorlar, kiliseler çanlarını sürekli çalarak bu mutluluğu paylaşıyorlardı.

Mütareke Basını

Müttefik donanması, 13 Kasım 1918’de BoÄŸaz’a girdikten kısa bir süre sonra karaya asker çıkararak imparatorluÄŸun payitahtını iÅŸgal etti.

İstanbul 5 yıl süreyle yani 6 Ekim 1923’e kadar İngiliz ve Fransızların iÅŸgali altında kaldı ve onlar tarafından yönetildi. Dolmabahçe’de oturan PadiÅŸah Vahdeddin ile sadrazam olarak atadığı Damat Ferit ve hükümeti hiçbir yetkiye sahip olmadan oturuyorlardı.

Bu beÅŸ yıllık iÅŸgal dönemi tarihe “Mütareke İstanbul’u” olarak geçmiÅŸtir.

İşte bu dönemde iÅŸgalci devletleri destekleyen, onlara övgüler düzen, Osmanlı Devleti’nin İngilizler tarafından yönetilmesini isteyen veya Amerikan mandasının kabul edilmesini öneren basına da “Mütareke Basını” denir.

Düşmanlara satılmış bu ihanet basını, Mustafa Kemal PaÅŸa’nın önderliÄŸinde baÅŸlatılan Anadolu baÅŸkaldırısına, yani Millî Mücadele’ye de karşı çıkmıştır.

Bu mütareke basını şu gazetelerden oluşur: Peyami Sabah, Alemdar ve Türkçe İstanbul.

Anadolu başkaldırısını destekleyenler ise şunlardır: İleri, Yeni Gün, Akşam ve Vakit.

Tasvir-i Efkâr, Tevhid-i Efkâr, İstiklal, İlkdam, Tercüman’ı Hakikat ise desteklerini açık ÅŸekilde sergilemiyorlar sadece Anadolu ayaklanmasına sempatiyle bakıyorlardı.

İleri’yi Celal Nuri ile Suphi Nuri yönetiyordu. Ama kısa süre içinde kapandı.

AkÅŸam’ı Necmettin Sadak çıkarıyordu. Bu gazetenin ünlü yazarları Falih Rıfkı Atay ile Ali Naci Karacan’dı.

Bir gün Yeni Gün’ü İngilizler bastı. Gazetenin sahibi Yunus Nadi, Anadolu’ya kaçtı ve gazetesini orada çıkararak Millî Mücadele’ye katıldı.

(DEVAM EDECEK)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir