Gönderme beni istemediğim adreslere

Yaşam koşulları bazen insanı kendisinin dilemediği yere sürükleyebiliyor. Hiç istemediği, hiç beğenmediği ve belki de daha önce hiç tahmin edemediği bir adrese…

Direnmen, karşı koyman hiçbir şeyi değiştirmiyor. Çok konuşsan da, gürültü kıyamet koparsan veya sussan hiç konuşmasan da ne yazık ki sonucu değiştiremiyorsun…

Yaşam koşulların karar vermiştir bir kere.

Ya gideceksin belirlenen yeni adrese, ya da gideceksin!

O dakikadan sonra elinden gelen tek şey Allah’a dua edip senin için hayırlısını vermesini beklemek. Zaten elinden de başkaca bir şey gelmiyor…

*

Ve başlıyor yalnızlık!

Artık anılarınla baş başa kalıyorsun!

Sadece sen ve onlar!

Sohbet denir mi bilmiyorum ama seninle konuşan bir tek onlar vardır artık!

Nerede yediğin, nerede içtiğin, nerede uzanıp uyuya kaldığın, nerede güldüğün ve nerede…

Düşünürken bunları; bazen gözlerin buğulanır, ağlamaklı olursun, bazen de tutamazsın kendini boşalıverirsin yaşına başına aldırmadan.

Öylesine, boşuna değil ama…

Bazen yaptıklarına ağlarsın geçmişinde, bazen de yapamadıklarına…

Hesaplaşır durursun kendinle, çevrenle ve bazen de seni yaratanla!

Çoğu kere bir sonuç alamasın bu hesaplaşmadan ya… Sonuç alamayacağını bilerek bir daha tekrarlarsın aynı hesaplaşmayı ama…

Önce dakikalar, sonra saatler, sonra günler ve sonra haftalar, aylar geçmeye başlar öylece!

*

Kalabalıklar arasında yalnız hissedersin kendini.

Yığınla insanlar var sokakta, cadde de. Parklar dolu ve çocukların sesi kent gürültüsüne karışıyor. Rüzgârın sesi, kuşların cıvıltısı, hepsini duyuyorsun, görüyorsun hatta elini uzatsan, uzatabilsen belki dokunacaksın hepsine… Ama hissedemiyorsun. Uyuşmuş her tarafın veya uyuşturulmuş mu desem?

Kendine bile dokunamayacak, kendini bile hissedemeyecek kadar bitkin olursun bazen de…

Kapıların, pencerelerin, perdelerin evinin her tarafı kapalı.. Işık senden ve yakınından korkar hale gelir. Karanlık çöksün istersin bazen. Sadece karanlık. Dua edersin bir kere daha gündüz olmazsın. Zifiri karanlıkta ya hiç lamba yakmasın, ya da sadece bir tane… O da bir bardak su alırken ayağın takılmasın diye…

Ve bitmek tükenmek bilmeyen yalnızlık!

İç hesaplaşma…

Duygusallık…

Suçluluk duygusu…

Kendine yaptığın haksızlıklar…

Başkasına yaptıkların…

Hepsi ama hepsi, her gün ama her gün, seni bulurlar sen istesen de istemesen de…

*

Sevgili yazım; seni devam ettirmek isterdim ya…

Ama bittim, sen istersin de ben yapamam iÅŸte.

Bari sen beni anla!

Israr etme bana, gönderme ne olur, gönderme beni istemediğim adreslere…

Bu büyük boşlukta sen, evet sen bari beni Anla!

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir