Hayat Nizamı

Sahip olduğun şeyler aslında dünya malı. Sen satın da alsan, tapusu senin üzerinde de olsa, hakikatte kiralamış oluyorsun. Her ne kadar senden sonra nesline de miras bıraksan yine de bir nevi geçici bir süre sende ve senin soyunda kalıyor. Hiçbir varlık kainattaki diğer varlıklar üzerinde bir hakimiyet kuramıyor. Her şey geçici. Bir süreliğine. Kâinat ortamı süreli bir zaman ile kısıtlı. Hele ki biz insanlar dünya üzerinde malımız olsa da mülk sadece Rabbin olduğu gerçeğini unutuyoruz. Dünya burası. Dünyadan geçip giderken bir atom dahi götüremiyoruz. Bu kainattan bir atom altı parçacığı dahi götüremezsin. Dünya kendi malına sahip çıkıyor. Koruyor kolluyor. İstediği zaman da senin elinden çekip alabiliyor. Çünkü her şey dünyaya ait ve dolayısıyla Dünyanın Rabbine.
İşte sen de sahip olduğun mana hallerine sahip çık. Yaşadığın hallere sahip çık. Zira dünyaya doğduğunda getirdiğin heybene ancak yaşadığın hisleri, anıları, halleri, sezgileri, deneyimleri koyabiliyorsun. Tek bir zerre bile götürebilen yok buradan. Bu yüzden Üzülme ve korkma.
Geçen günlerine bir bak, elinden neyi aldılar da daha iyisini vermediler. Kaybettiğin onca şeyin yerine yenisi daha iyisi gelmedi mi? Gelmedi ise hala zamanı var demektir. Çünkü nefes almaya devamdasın. Ama buradaki can alıcı husus, senin bu planda nelere değer verdiğinle ilgilidir. Sen nelere değer verdin ve vermeye devam ediyorsun. Arş’tan Arz’a ne uzun ve meşakkatli bir yol kat ediyorsun bedenlenmek için. Katmanları aşıyor düşünce ve bilince bağlanıyorsun. Zar zor kendine beden giysisi buluyor ve onu organize ediyorsun. Sonra dünya denilen platformda doğru ile yanlışı ayırt etmekte zorlanıyor musun hala. Sapkınlık peşinde sürükleniyor musun? Erdemli bir yaşam sürecekken ufacık hesaplar peşinde koşuyor musun? Hala karar vermekte ve kararlarını uygulamakta zorlanıyor musun? Ama senin ilhamların var, unutma. Artık bağlantın çok güçlü. İşte boş kaldığın anlarda bu söylediklerimi bir sorgula. Kendini üzmeden sıkmadan hesap sorar gibi değil, güzellikle. Sonra beğenmediğin yerlere rötuş yapar değiştirirsin.
Sırasız, zamansız ama planlı programlı, liyakate ve hak edişe dayalı bir nizamdır hayat. Hep yol alış vardır. Durma gibi görünen yerde dahi duraksız yürüyüş vardır. Arada bir durup, soluklan, sonra da “neler yaptım ben” de. Vicdanın, senin Kendinle hesaplaşma için kendine izin verdiğin bir plandır. Cehennemi düşünme sakın. Karşında kim var da sana cehennemi gösterip dursun. Sana gel cennetime diyerek şirinlikler yapsın. Yok öyle değil bu işler. Öyle de yürümez. Erdem dediğin sıfat, kendinde kazandığın bir zaferden ibaret. Sakın kendinle arana bir aralık koyma. Yoksa hep uzak durursun. “Biri var da gizlenmiş, kendini bana göstersin” der durursun. Sensiz kalan sensin. Ara bul kendini. Kendini buldun onunla barış ona kavuş. Hakikatinle yüzleş ve helalleş. Artık yap. Uzatma. Erteleme. Üşenme. Hemen yap. Kendine yaptığın yatırım en erdemli yatırımdır. Bunun faydalarını zamanla göreceksin. Ömrüm yetmez mi diyorsun olsun, senden sonra mirasçıların görecek. Kimsem yok benim mi diyorsun, o halde gelecek nesillere aktaracaksın. Nasıl aktaracağım diyorsan da şunu diyeyim. Düşünsel yolla. Sen şu an büyük bir ilahi düşünce sistemine hizmet ettin ediyorsun da. İşte bu kadar önemlisin. Kıymetini bil…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.