Kasım’da AŞK başka mı?

Kasıma girdik, Kasımda aşk başkadır’la başlayan paylaşımlar çoğaldı. Sanırsınız ki sevgi cennetinde yaşıyoruz. Kurulan her cümlede sevgiden, aşktan, tutkudan dem vurulmakta. Ama kendi yaşamlarımıza gelince; aşkla karşılaşacak olsak hızla sokak değiştiriyoruz. Öyle değil mi? Kaçınız yüreğinin aşkla tanış olduğunu, özel hayatında özgür aşk temelinde beraberlikler paylaştığını söyleyebilir?

Kazara kalbimizi bulsa bile aşkımıza layıkıyla sevgili olmayı beceremeyiz. Aşka aşık olmak insan olmak kadar güçtür, biliyorum. Sıradan bir Avrupalı iyi bir aşık, romantik bir sevgili olabilme bahsinde bizden çok daha iddialıdır. Bizde ise sevgi özürlü bir ailede yetişen bireyler, sözde insanlık sevgisini yüklense de pratikte dengeli ve sağlıklı bir ilişki yaşayamıyorlar.

Kısaca ifade edece olursak, “Sevgi güzellik ister, güzellik emek ister”den uzaklaştı çoğunluk. Yaratıcılığını kaybetmiş olanlar ise duygularını dahi başkalarına ait cümlelerle ifade etmeye çalışmakta. Kendi sözcükleriyle sevgisini dillendirmek yerine, hazır paket mesajlarla internet üzerinden yada cep telefonlarıyla birbirinin sevgililer gününü kutlayanların dünyasında aşktan söz etmek güçleşiyor. Seni seviyorum sözcüğünün içi koşulsuz ve beklentisiz bir duyguyla doldurulmadığı vakit yürek titreten bir sevgiden söz edilemez.

Oysa zamana dayanıklı sevgiler, gerçek aşklar ve derin tutkular, yabancılaşmaya karşı bir duruştur. “Yaban ördekleri donmasın diye,/ Suya nöbetleşe kanat vururlar.” Diye yazar bir şiirinde Cemal Süreya.

Konumuz bağlamında söylersek, gün be gün azalan insani değerlere sahip çıkmak adına, aşka nöbetleşe yürek vurmak birincil görevimiz olmalı. Zira insanı insan olmaktan çıkararak doyumsuz bir tüketim nesnesine dönüştüren günümüz koşullarında insan kimliğimizi korumanın tek güvencesi sevgidir, aşkınlıktır.

Kendimizi gerçekleştirmenin tek yolu sevgiden geçer.” Demiş yazar Halil Cibran. Bu gerçeğe sıkı sıkıya sarılmalı, sahici aşkı ömrümüze yedirmeli ve onu özgürce yaşayıp, yaşatmalıyız.

Önermem odur ki, kaç yaşında olursanız olun, gerçek aşkın peşine düşün. Tüm ilişkilerinizin harcı aşk olsun. Bir insanla birlikte yaşamak için aşktan başka gerekçeniz olursa, “insan olmak” kimliğini kaybedersiniz, bilesiniz.

Etrafıma bakıyorum; “insan” kimliğini yitirmiş aşksız insan(lık) görüyorum, ürperiyorum…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir