Kul hakkı yemeğin

Her zaman ve her yerde “Kul hakkı yemeyin” derim.

Ve bunu savunurum.

Hakkınızı da yedirtmeyin…

Yıllardır bıyık altından sırıtarak içinden prens çıkar umuduyla kurbağa öpen büyük patronları analiz etmek gerekir.

Her zaman ve her yerde sömürücüdürler.

Yalancıdırlar… Sadece kendi çıkarlarını düşünürken empati kurmaktan uzaktırlar.

Her zaman ve herkesten bir şeyleri koparma amacındadırlar.

Doyumsuzdurlar…

Bu kirli beklentiler gerçekte sahip olduğu ve hiç bitmeyeceğini zannettiği parasının sahte güveninden kaynaklı olduğunu bilmesi gerekir.

Muhattap olan ve bu saydığım özellikleri taşıyan her kimse şunu iyi biliniz ki, paranız, mekânlarınız, hırslarınız ve ego çukurlarınızı dolduran gösteriş merakınız bir gün bitecek.

Lakin biz insanlar anne karnına sığarken, dünyaya neden sığamadığımızı ve eninde sonunda 2 metrelik bir çukura sığacağımızı biliyoruz.

Bu sebeple sinsi beklentilerle kurbağa öpenlere yine söylüyorum; alın teri ile para kazanan insanlara saygı duyulur. Ancak paranın kazandığı insanlardan adam olmaz.

Dost olmaz… Hele hele ihtiyaç fazlası tıka basa doluyken zor durumdaki insanların gözelerine alaycı bakarak “yok” deme yalanıyla merhamet duygusuna tecavüz edenler bir gün bu yazımı hatırlayın lütfen…

Peki, bu olumsuz tabloların yanında doğan güneşi hatırlatan güzellikler yok mu?

Elbette ki var! Sahip olduğu zenginliklere rağmen mütevazılığını koruyan, empati kurabilen, insanları hor görmeyen, iftira atmayan ve en önemlisi de kul hakkı yemeyen herkese derin bir saygı duyduğumu da belirtmek istiyorum.

Kul hakkı yemeyen, samimi ve paylaşımcı insanlar yaşam enerjisini yükseltir ve bence kara bulutları dağıtır inancındayım.

İşte karanlığı yırtan insanların varlığı geceleri dağıtmaya ve karanlıkta kalmış herkesin umudu olmaya devam ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir