Acaba cevabı yapıştırmak için mi yoksa karşıdakini cidden anlayıp yanıtlamak için mi dinliyoruz? Burada özeleştiriye ihtiyaç var sevgili okur..
Şöyle bir parodi olsun. Az samimi olduğun bir arkadaşın sana ‘Bugün hiç şık değilsin, o kadar para vermişsin ama Pazar malı gibi.’ Dediğini varsayalım. Şimdi baktığınızda samimiyet pek yok, iyi niyetli bir söylem değil.. Şimdi karşılığında ona ‘sen önce kendine bak, kendini şık mı sanıyorsun.’ Desek burada diyalog trenini kaçırmış, monoloğa dönüştürmüş oluruz iletişimi. Bir kelime ondan bir kelime sizden.. Sonra ne çözüm olur ne de ortada iletişim kalır. Sonuçta yıpranmış bir sinir sistemi ve bozulmuş ilişkiler kalır.
Böyle bir döngüyü fark ettiğinizde ; öncelikle karşıdakini silahsızlandırmaya çalışın. Söylediklerinde bir noktayı onaylayın ve sonra ‘Şurada haklısın ama dediklerin beni rahatsız etti’ deyin ama savunmaya geçmeyin.
Konuyu değiştirmeye çalışın.
Kısa ve net cümlelerle hoşlanmadığınızı söyleyin.
Durum değerlendirmesi yapın. Bugün çok eleştirelsin gibi..
Ama devam ediyor, sürdürüyor diyelim eleştiriyi o zaman ‘Benle çok ilgilisin. ‘ denebilir ;’Böyle düşünüyor olabilirsin ama benden ne istiyorsun’ denebilir. Bu durumda karşı taraf niyetini belli edebilir.
Eleştiren bizsek şayet gerçekten iyi niyetle, olumsuz davranışa yönelik eleştiri yapmalıyız. Karaktere değil. Kısa, net, çözüm amaçlı eleştiri yapmalıyız.
Her zaman eleştirel, öfkeli, size karşı niyeti iyi olmayan insanlar karşınızda olacak. Herkese laf üretmek, savaşmak çok zorlu..
O yüzden bazen kaçmalı, bazen pratik cevaplar vermeli, bazen mesafe koymalı..
Unutmayın değerli okur;
‘Aşağılayıcı eleştiri yapan çoğu zaman kendinden bahsediyordur. ‘
“Sen kendini biliyorsan, bil ki kendini bilmezlerin söyledikleri anlamsızdır. Unutma gereksiz eleştiri sadece gizli hayranlıktır”.
Cengiz Aytmatov
