Nasıl okumalıyız? (2)

ATATÜRK

Yedi düvele karşı KurtuluÅŸ Savaşı’nı veren ve sonra da Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Atatürk’ün o zor ve çok yoÄŸun çalıştığı yıllarda okuduÄŸu kitap sayısı 4.000 civarında ve yazdığı kitap sayısı ise 9’dur. O döneme göre güllük gülistanlık bir ortamda yetiÅŸerek Türkiye’yi yöneten ve yönetmeye talip olan insanlar ne kadar kitap okumuÅŸlar, kaç tane kitap yazmışlardır acaba?

BİR MODEL OLARAK CEMİL MERİÇ

12 Aralık 1916’da bugün Hatay’ın bir ilçesi olan Reyhanlı’da doÄŸan ünlü tefekkür adamımız Cemil Meriç, 38 yaşında iken gözlerini tamamen kaybetmiÅŸtir. 13 Haziran 1987’de de vefat etmiÅŸtir.

Kendini herhangi bir coÄŸrafyaya, mekâna, gruba hapsetmeyen Cemil Meriç Hatay’dan dünyaya ışık saçmıştır.

Cemil Meriç, hocadır, yazardır, konferansçıdır, çevirmendir. Fransızcayı, İngilizceyi, Arapçayı ve Farsçayı bilir.

Bazı insanların herhangi bir kitap okuyarak hayatının deÄŸiÅŸtiÄŸini görürüz. Oysa Cemil Meriç sadece hayatı deÄŸiÅŸen deÄŸil, hayatı deÄŸiÅŸtiren hatta nesillerin hayatını deÄŸiÅŸtiren okuma sevdalısı bir insandır. Hayatını kitap okumaya adayan adam kimdir dense bu şüphesiz Cemil Meriç’ten baÅŸkası olamaz.

Cemil Meriç, çok okuyan, çok düşünen ve çok üreten bir entelektüeldir. Okuma uğruna gözlerini kaybetmiştir. Bu okuma aşkı genç yaşında gözlerini kaybetmesine rağmen bitmemiştir. Emanet gözler bulmuştur kendisine. O gözlerle okumaya devam etmiştir.

Hatay’da çocukluk yıllarını oyuncaklarla deÄŸil kitaplarla geçirmiÅŸtir. Akranları oyun ve oyuncaklarla meÅŸgul olurken o kitapların peÅŸinden koÅŸmuÅŸtur.

Daracık bir mekânda kendine kitaplarla kocaman bir dünya inşa etmiştir.

Fransızcayı gayet iyi bilen Cemil Meriç, Fransızca eserleri Türkçeye çevirmiştir.

Görme duyusunu büyük oranda kaybetmiş kitap aşığı bir insan, çalışma masasının üzerine sandalye koyarak tavandaki lambanın ışığından daha iyi istifade edip okumaktan geri kalmıyordu. O, her şeyden önce okumanın müptelasıdır.

Cemil Meriç, kitaplarına o kadar baÄŸlıydı ki gözlerini kaybedeli sekiz sene olmasına raÄŸmen bir öğrencisine “filan mevzu üzerinde çalışıyorum. Åžurada ortadaki kütüphane raflarının 4. süne bak, ya 2. kitap ya 3. kitap filanın kitabıdır. Onu aç 80 ile 90. sayfalar arasında falan ÅŸeylerden bahsediyor onu bulur musun?” demesi bir yandan hayret bir yandan da sönmeyen okuma aÅŸkına derin bir saygınlık uyandırıyor insanda.

Cemil Meriç, düşünce, tefekkür insanıdır. Sürekli arayış içerisindedir. Bu arayış için her limana girip çıkmıştır. Her uÄŸradığı limandan bir ÅŸeyler almış, bir ÅŸeyler de bırakmıştır. Dolayısıyla herkes kendine yakın hissetmiÅŸtir. Cemil Meriç’i sadece bir limana hapsetmek mümkün deÄŸildir.

Okumayı, okurken yorumlarını katmayı, düşünmeyi, düşündürebilen kitapları seviyordu.

Bilinen bir ölçü şöyledir: “Bir kitabın iyi olup olmadığını anlamak istiyorsanız, yıllar sonra yeniden okuyun. Aynı keyfi alıyorsanız, o kitap iyidir.”

Her Türk insanının ama özellikle de her Hataylının Cemil Meriç’i tanıması, okuması, anlaması gerekir diye düşünüyorum. Bu konularda bizler için bir modeldir, Cemil Meriç.

KİTAP OKUYORUM AMA AKLIMDA FAZLA KALMIYOR

“Kitap okuyorum ama karakterleri ve içeriÄŸi sürekli unutuyorum” diyen kiÅŸiler için bir paylaşımdır.

Bir defasında hocama dedim ki: “Bir kitap okudum ama zihnimde kitaptan hiçbir ÅŸey kalmadı.”

Bana bir meyve uzattı ve dedi ki: “Bunu aÄŸzında çiÄŸneyip ye.”

Yedikten sonra sordu: “Åžimdi sen büyüdün mü?”

“Hayır”, dedim.

Dedi ki: “Büyümedin ama o hurma vücuduna dağıldı; et oldu, kemik oldu, sinir oldu, deri oldu, tırnak oldu, hücre oldu…”

Anladım ki, okuduğum kitap ta öyle dağılıyor:

Bir kısmı kelime daÄŸarcığını zenginleÅŸtiriyor. Bir kısmı bilgi ve irfanını artırıyor, bir kısmı ahlakını güzelleÅŸtiriyor, bir kısmı yazı ve konuÅŸmada üslubuna incelik katıyor, bir kısmı hayata farklı bakmanı saÄŸlıyor, bir kısmı içindeki sevgi-merhameti artırıyor, bir kısmı özgüvenini artırıyor, düşünmeni, sorgulamanı tetikliyor, olaylar karşısında nasıl davranman gerektiÄŸini öğretiyor… her ne kadar sen bunların farkında olmasan da.

Kitap okumak bir şeye yaramaz, çünkü kitap okumak çok şeye yarar! O kadar çok şeye yarar ki neye yaradığını söylemek imkânsızdır.

ÖNCELİKLE NE OKUYALIM

Özellikle gençlere öncelikli olarak aşağıdaki kitapları okunmalarını tavsiye ediyorum. Bu kitaplar insana yol gösterici, başarılı olmayı, hayata hazırlanmayı, objektif olabilmeyi, sağlıklı düşünebilmeyi, gelişimi sağlayıcı nitelikli kitaplardır.

Prof. Dr. Ali Fuat BaÅŸgil’in “Gençlerle BaÅŸbaÅŸa” kitabı,

Rauf DenktaÅŸ’ın “Gençlere Öğütler” kitabı,

Prof. Dr. Acar BaltaÅŸ’ın “Üstün BaÅŸarı” kitabı,

Taha Akyol’un “Hayat Yolunda Gençler İçin Anılar ve Öneriler” kitabı,

Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın “Bir Ömür Nasıl YaÅŸanır?” kitabı,

Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın “İnsan GeleceÄŸini Nasıl Kurar?” kitabı,

Prof. Dr. DoÄŸan CüceloÄŸlu’nun “Var mısın?” kitabı.

OKUMAK NEDİR?

Okumak;

Kelime ve kavram hazinesini çoğaltmaktır.

Güzel okumayı, düzgün konuşmayı ve doğru yazmayı kazanmaktır.

Aklı kullanmak, mantığı çalıştırmaktır.

Zekâyı geliştirmektir.

Öğrenmektir. Öğrenmeyi öğrenmektir.

Bilgi sahibi olabilmek için bilgi denizinde yelken açmaktır. Bilgi ile yücelmektir.

Görüş sahibi olabilmektir. Yorum yapabilmektir.

Merak ederek araştırmaktır, soruşturmaktır.

Anlama ve anlatabilme yeteneÄŸini geliÅŸtirmektir.

Önyargılardan kurtulmaktır.

Cehaletten kurtulup, kemale ermektir.

Fayda ile zararı, iyi ile kötüyü, güzel ile çirkini ayırt edebilmektir.

TeÅŸhis ve tespit edebilmektir.

Analiz edip bir senteze gidebilmektir.

Şüphe ederek doğruyu bulmaktır.

Ufuk zenginliği kazanmaktır.

Fikri derinliğe ulaşmaktır.

Yeniliği, değişimi ve gelişimi kavramaktır.

Geleceğe bilgi ile hazırlanmaktır.

İnandıklarını ve inanmadıklarını gerekçeleriyle bilmektir.

Dünden bugüne gelebilmek, bugünden yarını şekillendirebilmektir.

Düşünmektir, kafa yormaktır, üretmektir.

Kendine güvenmektir, cesaret sahibi olmaktır.

İletişim kurmaktır.

Etrafı tanımaktır.

Kültürlü ve sosyal olmaktır.

Şuurlu olmaktır. Neyi niçin yaptığını bilmektir.

Seviye sahibi olmaktır.

Deli dolu değil, dolu dolu olmak ve yaşamaktır.

Hayatın her alanında var olmaktır.

Evet, her ÅŸeye raÄŸmen okumak, ama çok yönlü okumak, düşünerek okumak, altını çizerek okumak, notlar çıkartarak okumak, araÅŸtırarak okumak ve yaÅŸayarak okumak…

(BİTTİ)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir