Ve korkulan oldu. Vaka sayısında ki hızlı artış insanların psikolojisini bir kez daha bozdu. Bir türlü bu mesele ile başa çıkma sistemini oluşturamayan Hükümet aldığı isabetsiz kararlarla insanların kafasını daha da karıştırıyor.
Vaka sayısı henüz bugünün çok altındayken Türkiye’yi kapatan aynı kişiler bugün vaka sayısı çok daha fazlayken bile insanları kapalı salonlarda kendi elleriyle topluyordu.
Üstelik bu duruma en yetkili isimler bile alkış tutuyor ‘maşallah’ nidaları altında Türkiye’yi yönetenlerin aslında yönetemediklerine şahit oluyorduk.
Salgını yönetmekten sorumlu isim bu duruma kayıtsız kalmak zorunda kalıyor, bu sorumsuzluk ile ilgili kanunları yaşama geçirecek isimler ise susuyordu.
Ve kocaman bir Türkiye susuyordu!
*
Gelinen noktada Bugün Türkiye’de vaka sayısı 40 bine dayandı!
Yaşamını yitirenlerin sayısı son günlerde 150’nin üzerinde seyir ediyor.
Yoğun bakım üniteleri ne yazık ki bir kez daha doldu!
Kısıtlamalar bir kez daha hayatımıza girdi ve üstelik sürmek zorunda.
1 Mart günü yangından mal kaçırır gibi Türkiye’yi güya normalleştiren zihniyet, bugün almış olduğu bu karardan anormal düzeyde pişmanlık duymuş gibi görünse de faturayı ne yazık ki kendileri değil her gün bu hastalığa yakalanan on binler, yaşamını yitiren yüzler ve garip ‘Aç Kapa’ politikası ile birlikte ne zaman nasıl bir karar alacağı yetisini kaybeden iş çevreleri ödüyor..
Bir yandan sistemi oturtamayan yönetenler, yönetenlerin üzerinde baskı unsuru olamayan muhalefet ve her ne olursa olsun gıkını çıkarmayan bir millet…
Ne uyumlu üçlü değil mi?
