Nereye sığınırım akşam olunca?

Aşka aşık kalanlara

Gelir misin? Sana göstermek istediğim bir şey var.”

Aslı, elindeki kağıttan başını kaldırarak, Hazar’a baktı gülümseyerek.

Tamam. Geliyorum. Ben de sana bir şey göstermek istiyorum.”

Hazar, Aslı’nın elinden tutup salona götürdü.

Dışarıya bak.”

Yağmur damlalarının toprakla buluşmasını izlemeye bayılırdı. Sevinçle camı açan Aslı, çocuklar gibi şendi. Hazar da aslının bu çocuksu heyecanını izlemeyi seviyordu.

Ne güzel yağıyor. Harika! Ne zaman başladı?”

Yeni başladı. İlk damlalar bunlar.”

Hsazar’a sarıldı. Yanağına sevgi öpücüğü kondurdu.

Sen bana ne göstereceksin?”

Aslı, elinde tuttuğu mayıs iki bin on iki tarihli not kağıdını okumaya başladı;

*****

Güne nasıl başlayalım?”

Bilmiyorum. Bir önerin var mı?”

Ben sana soruyorum. Ben güne başlamışım. Uyandın madem. Şimdi kendi yayınıma son veriyorum. Senin frekansından yayına devam edeceğiz. Sabahları ortak yayın yapıyoruz.”

……………………………….

Ne! Bir programın yok mu? Öyleyse müzik koy.”

*****

Yıllar önce böylesi tatlı bir espriyle uyandırmıştı Hazar Aslı’yı. O sabaha dair hatıratı okuyup gülüştüler. Aslı sevgiyle kucakladı Hazar’ı. Gözlerinin derinliklerinde bakarak;

Seninle yaşadığım her günü, her anı seviyorum.

Ben de.”

Sımsıkı ama yumuşacık sarılmaya devam ettiler, tutkuyla öpüştüler.

Seni seviyorum…”

Seni seviyorum…”

Başı sonu belirsiz okyanus misali, sınırsız sevdalarına eşlik ediyordu, kesik kesik yağan bahar yağmuru.

Kuşum, hazırlanmalıyım.”

Vakit tamam mı?”

Tamam.”

İş seyahatine çıkacaktı Hazar. Alev alevdi yüreği Aslı’nın. Huzursuzdu. Hazar’sız geçecek günler… Yanındayken su gibi akan zaman, Hazar olmayınca geçmek bilmiyordu. Yeryüzünün tüm saatleri bozuluyordu. Zaman kavramını yitiriyor, her gün bir asır gibi geliyordu ona.

Birlikte çıktılar evden. Otobüsün kalkmasına dakikalar kalmıştı. Sevdiklerine sarılanlar, ağlaşanlar, inince ara aklım sende kalmasın tembihleri…

Kucaklaştılar. Tek bir cümle kurabildi Aslı, kim bilir kaçıncı kere?

Nereye sığınırım akşam olunca?”

Sevgim… Sadece birkaç gün, hemen döneceğim.”

Otobüsün gidişini izlerken yüreği uyuşmuştu…

Umarsız, az evvel Hazar’ın sesinin çınladığı evlerine döndü. Hala yağıyordu yağmur. Ama Aslı fark etmiyordu.

Hüzünle gezindi evin içinde. Hazarın kokusunun sindiği eşyalara dokundu bir bir; kitaplarına, giysilerine, oturduğu sandalyeye, kahve içtiği fincana, yastığına…

Birkaç dakika içinde eylül kimlik değiştirmiş, adeta zemheriye bırakmıştı yerini. Avuçlarına kar yağıyormuşçasına, üşüyordu.

Sesler kesilmişti. Sokaklar boşalmıştı ansızın. Dünya insansızlaşmıştı. Dünya ıssızlaşmıştı sanki.

Hazarın olmadığı bir ev… Hazarın olmadığı bir dünya…” Dehşete kapıldı.

Hazar’ın hayaline sarılıp tek bir cümle kurabildi, kim bilir kaçıncı kere?

Sen olmayınca, nereye sığınırım akşam olunca…”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir