Yönetim, çalışanlar arasında öyle isabetli bir iş bölümü yapmalı ki, her birinin en iyi yapabileceği işleri yapması ve bu yolda verimliliğin artırılmasını hedeflemelidir.
Bireye değer veren önderlik biçimi çalışanın moralini yükselterek emek verimliliğini arttırır.
İnsan çalıştığı yerde önce mevzuat, yani kanun, tüzük, yönetmelik… Sonra toplumsal kurallar, gelenekler, örf ve adetlerle, iÅŸyeri tarafından konan çeÅŸitli kurallar ile karşı karşıyadır. Bu nedenle, yönetim, çalıştırdığı insanın, doÄŸuÅŸtan sahip bulunduÄŸu, zekâ, merak, kıskançlık ve geliÅŸme gibi nitelikleri ile aile, çevre ve eÄŸitim yolu ile sonradan kazandığı bazı yeteneklerini her an dikkate almak zorundadır.
Ailede rol sahibi “Baba ve/veya anne” ise, iÅŸyerinde de “Yönetici” ya da “Patron-İşveren”dir.
Ailede “Baba ve/veya anne” nasıl ki ailenin sorumluluÄŸunu yükleniyorsa, evde disiplin saÄŸlıyorsa, iÅŸyerinde de “Yönetici” aynı, ya da benzer görevleri üstleniyor, yapıyor.
Çalışanlar için, insan iliÅŸkileri iki ÅŸekildedir. Biri “İç iliÅŸkiler” diÄŸeri de “Dış iliÅŸkiler”dir. İç iliÅŸkiler, iÅŸyerinde çalışanların birbirleriyle ve çalıştıranlarla olan iliÅŸkileridir. Dış iliÅŸkiler ise, müşterilerle/vatandaÅŸlarla ve diÄŸer kuruluÅŸlar ve ortaklarla olan iliÅŸkilerdir.
Rekabet, kimi zaman iyi kimi zaman kötüdür. Zamanını, şeklini ve dozunu iyi ayarlamak gerekir. Rekabetin az olması ve itici bir güç olarak görülmesi durumunda faydalı, kıskançlık biçiminde görülmesi halinde ise bazen zararlı olabiliyor. Aşırı rekabeti önlemek ya da faydalı ölçüde rekabet yaratmak, basiretli yöneticinin başlıca yeteneğidir.
Personel yönetimi, çalışanların yeteneklerini en geniş biçimde kullanmalarına imkân tanımalı, birey ya da bir grup üyesi olarak iş yerinde en yüksek seviyede sonuç almayı amaçlamalı ve kurumun başarısına katkıda bulunmayı sağlamalıdır.
Personel yönetiminin amacı bir yandan memurların çıkarlarını, öte yandan hizmetlerin gereklerini uzlaştırmaktır.
Personelin kurumun amacını benimsemesi, oraya mensubiyet duygusuyla bağlanması ve onunla bütünleşmesi gereklidir. Bütünleşme, kurumun amacına ulaşabilmesi için şarttır.
Zekâ, “Çabuk kavrama ve çevreye uyma yeteneÄŸi” diye tanımlanıyor.
Merak, “Öğrenme isteÄŸi” ÅŸeklinde, Kıskançlık ise, “Sahip olma ve ilerleme isteÄŸi” diye açıklanıyor.
GeliÅŸme de, “İnsanın büyüyüp geliÅŸmesi, düşünmesi, toplum içinde mevki, statü sahibi olması, davranışlarının dengeye kavuÅŸması” olarak tanımlanıyor.
Yeterlik (liyakat), görevi baÅŸarı ile yapabilme gücüdür. YeterliÄŸin temelinde bir “Hak ediÅŸ” kavramı vardır.
Yükselme, bir memurun yetki ve sorumlulukları daha fazla olan bir göreve geçmesidir. Yükselmede temel unsur, yetki ve sorumluluk artışıdır. Planlı bir yükselme sisteminin amacı da yeterliliği üstün olan memurların gelişmelerine ve yükselmelerine imkân tanımaktır.
Bazı koltukların, iltimas ve kayırma ile doldurulduğu görülmekte, hatta basında bu gibi atamalarla ilgili bol miktarda çeşitli haberler ve yorumlar yer almaktadır.
Yükselmenin en adil olanı, hiç şüphesiz, objektif hazırlanan yasaların belirlediği kural ve şartlarda yapılmasıdır.
Kurumda herkes herkesi sevmek mecburiyetinde değildir. Ama herkes herkese saygı göstermek mecburiyetindedir. İşyerinde küslük olmaz. Ayrıca kimin kiminle samimi olacağına, ailecek görüşeceğine kişilerin kendisi karar verir. Başkaları buna müdahale edemez.
Amir-memur ilişkisini iyi ayarlamak gerekiyor. Amirler iyi yönetecek, memurlar da işlerini iyi yapacak.
Memur sadece kendisini düşünebilir. Ama yönetici herkesi ve kurumu düşünmek durumundadır.
Yöneticiler, personelle sağlıklı bir iletişim kurmalıdırlar. İyi iletişim hizmette ve başarıda önemli bir unsurdur.
İşyerinde herkes eşittir. Hiç kimse ayrıcalıklı değildir. Aynı konumda olanlar aynı muameleye tabidir. Ayrıcalık veya farklılık görevle, unvanla ve yapılan işle olur. Ayrıcalıklı ilgi adaletsizliği getirir.
Çalışanlara tepeden bakan, çalışanlarla arasına fazla mesafe koyan, çalışanların kendisine ulaşmakta zorlandığı yönetici tipleri hizmet üretmek yerine egosunu tatmin ediyordur demektir.
