Siz buraya ait değilsiniz

Doğadaki dostlarım, siz sevgili hayvanlar… Bugünkü seslenişim size. Kelamım size dair.

Günümüzdeki haliniz her zaman beni etkisi altına almıştır. Ne zaman sizi görsem, bir hüzün bulutu çöreklenir içime. Biraz da çaresiz hissederim. Neden mi? Çünkü bugün yaşadığınız bütün sorunların kaynağı; benim de mensubu olduğum tür olan insan. Ve durumunuzu düzeltmek için ne yapmalı? Düşünüyorum.

Tek bildiğim sizin buraya ait olmadığınız. “Bakabiliyorsan gör. Görebiliyorsan fark et.” Demiş Jose Saramago. Evet. Köpekler, kediler, kuşlar vd’leriniz… Ben size bakıyorum, görüyorum, farkındayım. Bundandır, sizinle her karşılaşmamda tek bir cümle yankılanıyor kafamda; SİZ BURAYA AİT DEĞİLSİNİZ.

Yeriniz burası değil. Siz insanlara ayrılan kaldırımlara ait değilsiniz. Vızır vızır geçen araç trafiğinin orta yerine, işyerlerinin önüne, evlerimize, kafeslerimize, barınaklara ait değilsiniz. Siz bizim bekçimiz, maskotumuz, evcilimiz, oyuncağımız olmak için var olmadınız.

Siz ormanlara, korulara, uçsuz bucaksız kırlara, dağlara, ağaçlara, nehirlere, denizlere, gökyüzüne aitsiniz… Siz tabiatın özgür çocuklarısınız.

Peki, eğer öyleyse, tabiat sizin eviniz ise, neden beton ve camdan yapılmış şehirlere doluştunuz? Bütün insanlar adına bu sorunun cevabını vermek benim payıma düştü.

Buradasınız çünkü evlerinizi yıktık, ağaçlarınızı kestik, yurdunuzu talan-istila ettik. Toprağınıza el koyduk. Her bir karışına gökdelenler diktik. Sizin artık ormanlarınız yok. Besleneceğiniz toprağınız yok. Akşamüstü sığınacağınız ağaçlarınız, kovuklarınız yok. Özgürce uçacağınız gökyüzünü bile kirlettik. Derelerinizi, nehirlerinizi, çaylarınızı kuruttuk. Karaya vuruyor balık cesetleriniz. Anlayacağınız, biz sizin yaşam alanlarınıza el koyduk. Her yerdeyiz artık. Her taraf insan-beton-cam… Gidecek yeriniz yok. Bu yüzden içimizde yarı aç-yarı tok, susuz ve yorgun, hayatta kalma savaşı vermektesiniz. Bizim sevgisizliğimiz sizi de vurdu. Birbirimize ettiğimiz zulmün, şiddetin, yok etmenin mislisini size gösteriyoruz. Her türlü eziyeti görüyorsunuz bizden. Ve korkuyorsunuz. Haklısınız. İnsandan korkmakta, haklısınız.

Yetmedi. Size bunca kötülüğü ettikten sonra bir kısmınız için ne dedik biliyor musunuz? “Sokak hayvanları başıboş dolaşıyor. Onlar tehlikeli. Bizi ve çocuklarımızı korkutuyorlar.”

Evet. Komik, biliyorum. İnsan dediğin bizler böyle varlıklarız işte.

Söylemek istediğim çok şey var. Ne kadar konuşsak, az kalır. Ama içim rahat. Siz sevgili hayvan dostlarım. Sanırım siz beni anladınız.

Bilerek, bilmeyerek, verdiğimiz zararlar için insan türü adına sizden özür diliyorum. Ben sizleri SEVGİyle korumaya devam edeceğim. Ama sanırım sizi mutlu edecek tek gerçek çözüm; evlerinize geri dönmenizi sağlamak olacak. Nefes aldığım müddetçe, bunun için de çalışıyor olacağım…

SİZİ SEVİYORUM

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir