Yaratıcı düşünceli insanlar

50. Nasrettin Hoca Şenlikleri’nin sonuna yaklaşıyorduk. Belediye, Nasrettin Hoca Turizm Derneği üzerlerine düşen görevi yapmaya özen gösteriyordu. Taner Serin koşturuyor, dernek çalışanları ellerinden geleni yapıyordu. Belediye çalışanları en büyük teşekkürü hak ediyordu. Genellikle akşam ilçenin üstüne düşmeye hazırlanırken soluğu Karatay Şehirli’nin bahçesinde alıyorduk.
Dağların taşların tanık olduğu tavla maçları çok çekişmeli geçiyordu. Maçlar genelde Hasan Doğan, İhsan Yalçın, Karatay Şehirli, Sıtkı Güvendik, Hayrani Tatar arasındaydı. Kahvehane kültürüyle aram pekiyi olmadığından oynamasam bile izliyordum. Güzel dostların çekişmeli tavla maçlarında onların çocuklaşmaları, kavgaları, zarı doğru tuttun, yanlış tuttun tartışmalarını gülerek izliyordum.
Bin bir çeşit ağacın olduğu bahçede gezmek anlatılır gibi değildi. Tavla maçında yenilen bir arkadaş bu gezintilerde bana eşlik ediyordu. Bahçede şeftaliden tutun da böğürtlene dek çeşitli meyvelerin tadına varıyorduk. Kirpiler bize eşlik ediyordu. Karatay bey, öyle bir bahçe tartmış ki, fındık ağacı bile vardı. Her derde deva diye sinir otu topluyorduk. Akşamları gittiğimiz yerlerde salatasını yaptırıyorduk.
Karatay Şehirli, Engilli’nin belediye başkanı, onunla söyleşirken törenin sorunlarına değinmeden edemiyor. Belediyenin en önemli sorunu nüfusun iki binin altında olması, bu bazı durumlarda olumsuzluk yaratıyormuş. Karatay dostumuz bu sorunu bir okul ya da TOKİ yapılaşmasıyla aşabiliriz, diyor. Çevre köylerle birleşmenin de düşünülebileceğini söylüyor. Çok yakın köylerin kendilerine bağlanmasının çevreye de yarar getireceğini vurguluyor. Belediyenin giderinin gelirinin iki katı olduğunu maddi sorunun çözülmediği sürece çoğu yatırımları yapmanın zor olduğu da bir gerçek.
Beldelere 5 kilometre uzaklıktaki köylerin beldeye dahil olduğu, bunun 3 kilometreye düşürülmesi durumunda 862 beldenin yarısının kurtulacağı da bir gerçekmiş. Aksi takdirde köy durumuna düşen beldelerin yarısının bir yıl içinde anahtarları teslim edeceği gerçeğini hatırlatıyor Karatay Şehirli. Engili’nin cazibe merkezi olabileceğini, bunun da kent ormanlarıyla mümkün olabileceğini, mesire yerinin işte o zaman hayat bulacağını belirtiyor. Çok haklı görüşleri var, Karatay dostumuzun. Beldeye bir soğuk hava deposunun yapılması bile ekonomiyi canlandırabilir. Beldeye bir hal binası neden düşünülmesin? Yörenin ürünlerini değerlendirme açısından çok önemli olur. Pazar yeri bile düşünülebilir. Belde sınırları içindeki koruluğa bir hastanenin yapılması, oksijen deposu bir alanın değerlendirilmesi anlamına gelir. Bundan kuşkusuz ülkemiz kadar belde de çok şeyler kazanır.
Karatay Şehirli, gerçekten çok şeyler yapmayı düşünen bir belediye başkanı. İlginç, yaratıcı düşünceleri hayat bulsun yeter. Çünkü yörenin insanı. Yöreyi, sorunlarını, insanları çok iyi tanıyor. Bu durumda çok şeyler yapacağına ben şahsen inandım. Yaratıcı düşünceli insanlar, her zaman her yerde bulundukları yerlere katkı sağladıkları bir gerçek.
Bizler bahçenin onlarca meyvesini tadıp, güzel bir ortamda söyleşirken tavla maçları da son bulmuştu. Tüm dostlar çok güzel oynadıklarını söylüyorlardı. Zar tutanların maçta geldikleri gerçeğini söylüyordu yenilenler. Akşamleyin beldenin sakin ve sessizliğinde çaylarımızı yudumluyorduk. Akşam iyiden iyiye çökmüş, gelip geçen arabaların farları çevreyi aydınlatmaya başlamıştı. Bir büyük kenti düşünüyor, bir de bulunduğumuz yerin tadını, sessizliğin güzelliğini yaşamaya çalışıyordum.
Hasan Doğan, bu akşam nereye gidebiliriz, sorusuyla yerimizden kalkıp otomobile doğru ilerliyoruz. Ellerimizde Karatay dostumuzun bahçesinden topladığımız sinir otları. Tavla maçlarına bu otun yararı yok mu acaba?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir