Anlamak için mi? Cevap vermek için mi dinliyoruz?

İletişim kurarken dinleme becerisi çok önemli bir faktördür. İletişim içerisinde karşı tarafı dinlemek saygı göstergesinin de işaretidir. Aynı zamanda karşı tarafa değer verdiğinizin de göstergesidir.

Fakat biz birbirimizi dinlemiyoruz… “miş” gibi yapıyoruz…

İletişim kopmalarının en temel nedeni de bu.

Kimse birbirini anlamak için dinlemiyor. Sadece karşı tarafa cevap vermek için dilemiş gibi yapıyor.

Peki siz gerçek bir dinleyici misiniz?

Birincisi; dikkatinizi konuşmacıya verebiliyor musunuz? Yani dinlerken odak noktanız konuşmacıda mı? (EVET)

İkincisi; sabırlı bir şekilde konuşmacının söylediklerini bekliyor musunuz? (EVET)

Üçüncüsü; kendi yargılarınızla değildi dışarıdan bir insan gibi konuyu değerlendiriyor musunuz? (EVET)

Dördüncü ve en önemlisi; Anlamak için mi yoksa cevap vermek için mi dinliyorsunuz?

Eğer bu soruları olması gerektiği gibi cevapladıysan sen gerçek bir dinleyicisin.

Ve bence çevrendeki insanları da böyle süzgeçten geçir, senin de dinlenmeye ve seni anlayan insanlara ihtiyacın var.

Dinleyerek birçok problemini ve hatta karşı tarafın bile problemini çözmesine yardımcı olabilirsin.

Günümüzde ne yazık ki bu durum tam tersi…

Cevap vermek için dinleMİŞ gibi yapıyoruz, insanlara yukardan bakarak onlardan daha çok şey bildiğimizi zannediyoruz. Belki de nerden geldiğimizi unutuyoruz.

Yunan tarihçi, biyografi ve deneme yazarı Plutarch dediği gibi;

“Dinlemeyi bilirsen, kötü konuşanlardan bile bir şeyler kaparsın”

Adam antik çağda bile dinlemenin önemine vurgu yapmış.

Bazen çok boş sandığımız konuşmalar bile bize çok şey katabilir, bunu unutmamak gerekiyor.

Ya da küçük gördüğünüz kişiler sizin sorununuza çözüm bulabiliyor.

Örneğin, pratisyen bir doktor, hocasının çözemediği bir hastalığı aydınlatabilir. Rütbe her şey değildir veya bilgi her şey değildir.

Önemli olan yaşamımız boyunca insanlardan ne aldığımız, daha doğrusu anlattıklarından ne almak istediğimiz ile ölçeklendirile bilinir.

Bu yüzden diyorum ya birini dinlerken, anlamak için mi yoksa cevap vermek için mi dinliyorsunuz.

Biz toplum olarak konuşmayı, dinlemekten daha çok severiz.

Dinlemek, bize çok zor gelir.

Hatta biri konuştuğu zaman “ne zaman susacakta ben konuşacağım” diye pusuda bekleriz.

Dinlemek insan ilişkilerinin ve iletişimin can damarı. Konuşmaktan çok daha zor bir iştir bizim için.

Boşuna dememiş eskiler “Az söyle çok dinle” diye…

Bütün bunların özeti ise;

ÇOK KONUŞAN ÇOK YANILIR, ÇOK DİNLEYENSE ÇOK ŞEY ÖĞRENİR”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir