Farkında mısınız? Toplum kendini yetiştirememiş, kendini herkesten üstün gören ahmaklar ile dolu.
Toplumda en çok yer edinen ama bir o kadar da gözden kaçan ve insan ruhunda derin izler bırakan davranışlardan biri bence küçümseme. Ne bir tokat kadar gürültülü ne de bir hakaret kadar görünür…
Ama insanın içine, yavaş yavaş ve sessizce işliyor.
Küçümseme çoğu zaman bir bakışta gizlidir. Kimi zaman ise yarım ağızla söylenmiş “sen ne bilirsin”de… yarım gülümsemede… Hatta çoğu zaman “iyi niyet” ambalajına sarılır. “Ben senin iyiliğin için söylüyorum” diye başlar, insanın kendine olan inancını kaybedene kadar ince ince devam eder…
Ne acıdır ki küçümseyen kişi çoğu zaman güçlü olduğunu sanır. Oysa küçümseme bir güç gösterisi değil, zayıflığın ta kendisidir. Kendi yerini sağlam hisseden insanın başkasını aşağı itmeye ihtiyacı yoktur. Küçümseme, kişinin kendi yetersizlikleriyle yüzleşmekten kaçınmasının en kolay yoludur. Karşısındakini küçük hissettirerek kendini büyük görmek ister…
Çalışırken “daha çok gençsin” diye susturulan fikirler, Aile içinde “senin aklın ermez” denilerek bastırılan hayaller, İlişkilerde “abartıyorsun” diyerek değersizleştirilen duygular… Hepsi küçümsemenin yansımalarıdır.
Küçümsemenin en tehlikeli yanı ise zamanla içselleştirilmesidir. Sürekli küçümsenen insan bir süre sonra kendini de küçümsemeye başlar. Daha az ister, daha az konuşur, daha az hayal kurar. “Zaten ben…” diye başlayan cümleler çoğalır.
Bir de toplum olarak birbirimizi küçümseme alışkanlığımız var. Mesleğine göre, eğitimine göre, giyimine göre, konuşmasına göre… Sanki herkes dört dörtlükmüş gibi.
Merak ediyorum birini küçümseyerek ne kazanıyoruz?
Haklılık mı?
Üstünlük mü?
Yoksa sadece geçici bir tatmin mi?
Herkese katılmak zorunda değiliz, herkesle aynı fikirde olmak zorunda da değiliz. Herkes doktor ya da öğretmen olmak zorunda değil. Çok zeki ya da her işten anlamak zorunda da değil. Ama herkes birbirine saygı duymak zorunda. Karşımızdakinin varlığını, emeğini ve duygusunu görmek zorunda….
Ve biliyor musunuz? İnsan en çok, kendisini küçük hissettiren cümleleri hatırlar. Ve bazen bir cümle, yıllarca kapanmayan bir yara olur.
Büyük problem….
