Depresif, geleceğinden umutsuz ve mutsuz ve ne yapacağını bilmeyen insan sürüsü var etrafımda.
Herkeste müthiş bir durgunluk; o durgunluğun arkasında ise derin bir öfke…
Kime baksam pimi çekilmiş el bombası gibi dolanıyor etrafta.
Her an patlamaya hazır.
Sessiz ama tehlikeli…
Hedef yok, amaç yok, geleceğe dair plan hiç yok. Günü kurtarayım da yarını o anda düşünürüm kafasında bir çoğumuz.
Peki normal mi?
Evet yaşanan onca şeyden sonra Hatay’da bu durum çok normal.
***
Bir yerde denk gelmiştim bu duygu durumuna “Duygusal Tükeniş” diyorlarmış: “Hayattaki olumsuz veya zorlu olaylardan kaynaklanan stres sürekli olarak ortaya çıktığında, kendinizi duygusal olarak tükenmiş ve bitkin hissedebilirsiniz. Buna duygusal tükenme denir.”
Bunu okuyunca durdum ve dedim ki bu tükenişi biz yaşamayacağız da kim yaşayacak. 3 sene önce her şeyi olan bizler saniyeler içinde her şeyimizi kaybettik. Kimi parasını, işini, servetini kimi ise koca bir ailesini kaybetti. Eşini kızını, anne ve babasını…
Ve yas tutacak zamanımız da olmadı.
Toparlan dediler. Güçlü ol dediler. Hayat devam ediyor dediler…. Dediler de dediler….
Peki hayat devam ediyor muydu gerçekten?
Evet ediyordu.
Kabul etsek te etmesek te ediyordu.
Ve hiç kolay değildi…
Belki de bu bizi tüketti… öfkelendirdi… Çünkü dünyanın öbür ucunda 20 yaşında bir genç eğlenirken, normal koşullarda okula, işine giderken, ailesi ile zaman geçirirken; burada bir genç yaşam mücadelesi veriyordu. Bozuk, çamurlu yollarda okuluna, işine gitmeye çalışıyordu ve belki de ailesi yanında değildi.
O yüzden kimse kimseye kızmasın bu öfke, tahammülsüzlük, dalgınlık ve tükenmişlik için.
Duygusal tükeniş belki de bir arıza değil;
Yaşadıklarımızın doğal sonucu.
Çünkü insan, aynı anda hem yas tutup hem güçlü kalamaz.
Bir yerden mutlaka sızar.
Sanırım bizde de artık bazı şeyler sızdırmaya başladı…
