Hiçbir Şey ile Yetinmeyenler Çağı!

Ne olursa olsun memnun olmayan ve etrafını o memnuniyetsizliği ile boğan bir insan tipi var. İşi varsa “çok yorucu”, işi yoksa “hayat pahalı.” İlişkisi varsa “boğucu”, yalnızsa “kimse yok.” Hep bir homurdanma hali… Elindekinin kıymetini bilmeyiş. Şükredemeyiş…

Sürekli memnuniyetsizlik, sadece sahibini değil çevresini de zehirliyor. Bir süre sonra bu insanların yanında konuşmak istemiyorsunuz. Çünkü her cümle, mutlaka bir şikâyetle bölünüyor. Sevinç bulaşıcıdır derler; memnuniyetsizlik daha da bulaşıcıdır. Ortama girdiklerinde hava değişir. Gülüşler yarım kalır, hevesler susar.

Bu insanlar çoğu zaman kendilerini “gerçekçi” olmakla savunur. Oysa gerçekçilik ile sürekli olumsuzluk arasında ince ama net bir çizgi vardır. Gerçekçi insan sorunları görür ama çözüm de arar. Memnuniyetsiz insan ise sorunu kim üretmiş olursa olsun, çözümü hep başkasından bekler. Hayat ona borçludur. İnsanlar ona borçludur. Zaman, ekonomi, ilişkiler, hatta hava durumu bile onlara borçludur…

Bir başka dikkat çekici nokta da şu: Hep memnuniyetsiz olanlar, çoğu zaman ne istediklerini de tam olarak bilmezler. Bir şey olur, istemezler; olmayınca da neden olmadığını sorgularlar.

Şimdi çevrenize bakın. Ne görüyorsunuz?

Memnuniyetsiz kişiler değil mi.

Ama yetişkin sayısı çoğunlukta. Hep çocuklara suç atılır “Bir şeyden memnun olmazsınız. Bizim zamanımızda” diye başlar cümleler. Oysa asıl memnuniyetsiz o cümleyi kuranlardır.

İşin kötü yanı ise toplum olarak bu ruh haline giderek daha fazla alışıyoruz. Sosyal medyada herkesin hayatı “daha iyi”, herkesin imkânı “daha fazla” Karşılaştırma arttıkça memnuniyet azalıyor. Sahip olduklarımız sıradanlaşıyor, sahip olamadıklarımız büyüyor. Böylece şükür kelimesi gündelik dilden sessizce çıkıyor; yerini sitem alıyor.

Oysa memnun olmak, her şeye razı gelmek değildir. Haksızlığa susmak, kötüyü kabullenmek hiç değildir. Ama memnuniyet, elindekini küçümsemeden daha iyisini isteme olgunluğudur. Bugünü inkâr ederek yarını inşa edemezsiniz.

Belki de kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:

Hayattan gerçekten memnun değil miyiz, yoksa memnun olmamayı mı seçiyoruz? Çünkü bazı insanlar için şikâyet etmek, bir tür güvenli alandır. Değişmek zorunda kalmazlar. Sorumluluk almazlar. Hep bir eksik bulmak, aynaya bakmaktan daha kolaydır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir