Sadece…

Eskiden adımlarım daha sakin ve kendinden emindi. Kulaklığımı takar, düşüncelerimle müziğin ritmine göre yürürdüm. Şimdi ise her adım bir hesap, her ses bir ihtimal. Arkamdan gelen ayak sesi mi bu, yoksa hayal gücüm mü? Hızlanmalı mıyım, dönüp bakmalı mıyım? Neyle karşılaşacağım? Ne tepki vermeliyim?

Dün evime giderken bu hesapları yaparken buldum kendimi…

Gecenin bir saati değil, gündüz vakti bile temkinliyim artık. Kıyafetim, yürüyüşüm, bakışım… Hepsi bir savunma mekanizmasına dönüşmüş. Sanki sokaklar bizim değilmiş gibi. Her an bir yerden ruh hastası bir cani fırlayacakmış gibi. Her adım bir tedirginlik. Korku, kaygı….

Olmayacak iş değil. Hatırlayın işine evine giden her gün bir kadın ya darp edildi ya da canice katledildi…. Ve hatta katledilmeye de devam ediyor…

***

Kimse “neden korkmak zorundasın?”, “Neden bu hissiyata kapıldın?” diye sormuyor.

“Neden yalnız yürüyorsun?” diye soruyorlar.

Bir kadın olarak sürekli tetikteyim. Anahtar parmaklarımın arasında, telefon elimde, kalbim hızla çarparken, sadece evime dönmek istiyorum.

Sadece yürümek.

Sadece işime gitmek istiyorum.

Sadece var olmak istiyorum.

Sadece YAŞAMAK istiyorum.

***

Ve şunu da bilmek gerekir ki bu korku sadece karanlıktan, senelerdir yürüdüğüm evimin sokağından ya da yalnız yürümekten değil. Bu korku, başıma bir şey gelirse suçlanacağımı bilmekten.

Bu bir paranoya değil. Bu, yıllardır duyduğumuz haberlerin, yarım kalan adaletin, sessiz bırakılan kadınların birikimi.

***

“Bir kadın olarak yalnız yürümekten korkar oldum”

Ve bu cümle, bu ülkede ne kadar çok kadın tarafından fısıldanıyorsa, sorun o kadar büyük demektir.

Bu bir bireysel korku değil.

Bu, toplumsal bir utançtır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir