Tarihi dokular da bizden gidiyor!

Hatay pek çok medeniyet görmüş ve birçok tarihi içinde bulundurmuş bir şehir. Bunun içinde çok fazla tarihi yapı görmek mümkün. Neden bizler bu güzelliğe sahip çıkmıyoruz da elimizin tersi ile itiyoruz?

Toplum olarak tarihi yapımıza sahip çıkmadığımız gibi birde kirletiyoruz. Gerek duvarlarını boyuyor gerek kapı penceresini kırıyoruz. Sanatsal çalışma yaptığını sananlar çok fazla.

Hayır bu kadar meraklıysalar sanata, kalem kâğıdı alsın eline çizsinler. Ama tarihi dokulara zarar vermesinler. Oradan düşen bir kum tanesi bile o kadar değerli ki, biz kalkmış tual olarak kullanmalarını izliyoruz, ya da eski yapı binaların boş işlere kullanılmasını.

Örneğin Bakras kalesi, Alahan kalesi, eski Antakya hastanesi, Antakya kalesi ve daha sayamadığım birçok tarihi yapı.

Öylece durdukları yerde ilmek ilmek çöküyor ya da sorumsuz kişiler yüzünden tahrip ediliyor. Ama kimsenin kılı kıpırdamıyor.

Hadi kaybolan mesleklerde ‘makineleşme’ diyoruz ve elimizden giden meslekleri izliyoruz, peki tarihi dokuları neden bırakıyoruz? O tarihi eserler ile bir çok turist çekmek mümkünken.

Örneğin Antakya kalesine kimsenin çıkması mümkün değil, çünkü sorumsuz birçok kişi var orda ve oraya insanlar çıkmaya korkar durumda. Alahan kalesi ise yıkıla yıkıla sadece birkaç parçası kalmış, Bakras kalesi, direniyor ama yine içerisinde olmaması gereken kişiler dolanıyor.

Birde bazı eski tarihi yapıları modern görünüm yapma uğruna kökten değiştirmek…

Modernizenin bu denli kölesi olmamalıyız. Modern toplum olacağız diye, tarihi de modern yapmaya, yakışmayan kalıplara sokmaya gerek yok. Tarihi tarihiyle bırakmak gerekir.

Çünkü o yapıyı zaten tarih yapan eski görünümü ve eski yapısı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir