Yükü ağır olan duygu “AFFETMEK”

Affetmek, 8 harften oluşan ve küçük bir kelime gibi gözüken ancak yükü ağır bir duygu, eylemdir…
Affetmek eyleminin bizler için faydalı olduğunu biliriz ama iş uygulamaya gelince çok zorlanırız. Halbuki affetmek seni geçmişin izlerinden arındırır.
Yani bazen acı tecrübelerin sana ders olabilir. Eğer o tecrübeleri affeder ve yeni bir başlangıç yaparsan daha dikkatli oluruz. Ama affetmeyerek içinde kin duygusunu biriktirirsen hatandan ders çıkarmaz, başka bir hataya hoş geldin dersin.
Elbette affetmekten kastım sadece bir başkası için değil, yeri geldiğinde kendini de affetmeyi bilmelisin…
Affet dedikleri zaman toplum içinde bir algımız vardır; Sana hata yapan kişiyi yeniden hayatına alman gerektiği düşüncesine kapılırsın ama öyle bir durum değil aslında. Sana kötülük mü yaptı? Takılma, kendini yıpratma, kendini ve o kişiyi affet ve ileriye daha sağlam adımlarla bak.
Biraz garip bir terim gibi geldi öyle değil mi?
Bu konuda okuduğum başka bir makaleden örnek verecek olursam;
Evden arkadaşınla görüşmek üzere çıktın ve bir mekâna gittin. Garson ile çarpıştın ve elindeki içeceği üzerine döktü. İlk etapta sinirlenir, söylenirsin ama eve giderek üstünü değiştirir ve güne devam edersin. Belki bu olay aklında bile kalmaz. Daha sonrasında bir mekâna girdiğin zaman daha dikkatli yürürsün yani bu olaydan ders çıkarırsın.
Aksi bir durum gerçekleşti eve gidip üstünü değiştirmedin ıslak kıyafetle orada kaldın. Bütün gün üstüne içeceği döken kişiyi unutmadın. Beyninde o kişiye öfkeli ve sinirlisin. Ne berbat gün ama…
İşte tam o noktada sen o kişiyi kafana taktığın için gününü sen berbat etmiş oluyorsun.
Hayatında sana yapılan hatayı telafi edemiyor ve tek bir noktada takılıp kaldığın için nazarında aksilikler seni bırakmamış gibi görünüyor.
İşte affetmek aslında illa sana kötülük yapan birini yeniden hayatına alman değil. Yapılan yanlışları kendin için affetmen ve bundan sonraki yaşamında daha sağlıklı adımlar atman içindir.
Eğer affetmez ve bunla beraber kin duygun gelişirse üzgünüm ama hep yenilmeye mahkûmsundur.
Çünkü sana bir zarar verildi ve sen o zararı affedip unutamıyorsun, hayatın bir noktada takılı kalıyor.
Bu hayatta biraz Pollyana karakterine bürünün yoksa hayatımız bir adım ileri gitmez. Evet bazen bu konuda zorlanıyoruz ama unutma ki hayatımız ne olursa olsun bizim elimizde dış etkenlere çok takılıp zehir etmemek gerekiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir